Adam için aşk acayip bir şeydi, içtikçe susatan, yedikçe acıktıran, tükettikçe yaratmasına neden olan, yeryüzündeki en paradoksal süreçti. Kesinlikle bir keyif hali değildi yani. Acı ile zevkin garip bir karışımı söz konusuydu.
Mezarlıkları daha çok severdim garlardan. Mezarlıklar sizden birini aldığı zaman orada duruyordu, orada olduğu gibi saklıyordu kimsesizliğin ağırlığını. Bu kalabalıklar sizden birini aldığında, asla aynı kişi olarak geri vermiyordu. Bir kere uğurladığınız birini, bin kere kaybetmişe dönüyordunuz.