Bazı yazarlar ve bazı okurlar sanki birbirleri için yaratılmışlardır. Yıllar sonra, beni kitapların dünyasına ve büyüsüne ulaştıran Açlık Oyunları serisinin 4. kitabı Suzzanne Collins okumayı ne kadar çok sevdiğimi hatırlattı bana. Kitapla ilgili herkesin bahsedebileceği olay ve karakter analizini geçerek kitapla ilgili fark ettiğim detaylardan başlamak istiyorum.
Serinin tüm kitaplarını okumuş biri olarak kitabın konusunun Başkan Snow olduğunu öğrendiğimde hayal kırıklığına uğradığımı itiraf etmeliyim. Kitap serinin diğer kitaplarına göre çok daha eskide olmasına rağmen aradaki bağlantılar çok çarpıcı. Özgün ama seriden kopmayan konusunun yanı sıra yazar karakterini size öyle güzel işliyor ki karakterin değişimini siz bile fark edemiyosunuz.
Kitap vermek istediği mesajlar hakkında tek bir paragraf bulundurmuyor ama buna rağmen sanki kafamıza kafamıza vuruyor anlatmak istediklerini. İnsanın doğası, kaos, kontrol hafıza, masumiyet, aşk...(Bunu okuduğunuzda anlayabileceğinizi umuyorum.)
Kitapla ilgili en sevdiğim kısma gelirsek kitabın adındaki gibi şarkılar deriz. Lucy Gray'in yıllar sonra Katniss'in de söyleyeceği daracağı şarkısı mesela. (Çeviri hatası var malesef bir çok şarkıda. Taylan Taftafa da selamlar olsun.)
Bu kitap daha kısa yazılabilir miydi sorusuna cevabım kesinlikle evet olurdu ama Snowu ve onun hikayesini bana kitabı iki günde bitirecek kadar önemseten, uyku düzenimi, şirazemi hafif kaydıran belkide arada oflaya puflaya okuduğum satırlardı.
Kitapla ilgili beni sinirlendiren tek şey, serinin diğer kitaplardan zaten çok iyi bildiğimiz detayları bize tekrar paragraflarca anlatması oldu. Şuan ilk bu kitabı okuyan herkes anlayabilir fakat ben belkide biraz bencillikle bunun okura yapılan bir ihanet olduğunu düşünüyorum. Siz ne dersiniz?
Evet, bu yazarın en