Öncelikle hem benim edebiyata bakışımı değiştirmesi, hem edebiyatımız için birçok açıdan dönüm noktası olması(fikrimce), hem de sevgili Oğuz Atay'ı keşfetmemi sağlayan eser olmasından mütevellit bu platformdaki ilk incelemem olmasını istedim.
Kitabı satın alma amacım; bu öv öv bitiremedileri kitap neymiş, çok kıymetli o
Oğuz Atay kimmiş? sorularını cevaplamak idi.
Kitabı okuduktan sonra da tüm övgülerin gayet yerinde olduğunu ve benim de bunun üzerine bi şeyler söylememem gerektiğini düşündüm.
Tutunamayanlar o klasikleşmiş Türk edebiyatı anlatısından bircok açıdan uzaklaşmış ve kendine has bir anlatım kazanmış. Anlatım yer yer fazla uzatmış diye düşünebileceğiniz ve okurken kesik kesik bir şeyler okuyormuşsunuz gibi hissettirdiginden dolayı bazen yormakta. Ancak kimi zaman Turgut'un, Selim'in kurgusal karakter olduğunu dahi unuttuğumuz bir gerçeklikte anlatılmış. Ya da anlatımdan degil de konu bakımından tutunamayanlar öylesine bizlere dokunuyor ki onun gerçekliğini sorgulayamıyoruz.
Bu değerli eseri okurken sık sık bu cümleler yabancı bir dile çevrilse acaba aynı etkiyi oluşturur mu diye düşünmeden edemedim. Bu eseri okuduktan sonra başka dilden Türkçeye çevrilmiş eserlerin de orijinal anlatımını merak etmeye başladım. Ondandır ki önceden pek dikkat etmediğim çeviren kısmına da dikkat eder oldum. Ve çeviri bir eseri okuyup begenmediğimde bunun nedenlerine 'çeviri olmasından kaynaklanıyor olabilir.' cümlesini de eklemiş bulunuyorum.
Yazar farklı şekillerde hem bizleri hem kendini denemiş diye yorumladım bazı kısımlardaki anlatımlarında. Örneğin bir bölümde hiç noktalama kullanılmamış ve açıkçası o kısmı okurken anlamakta biraz zorlandım. Burada bir nevi noktalamanın değerini anlatmaya çalışmış(ben deneyimimden bu dersi çıkardım diyelim)
Bir de yazarın Süleyman