Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayatın en zor tarafı; insanın nereye, neye ait olacağını bilemiyor oluşu sanırım. Bir yere ait hissetmeyi istemek ama orayı bir türlü bulamamak ve oradan oraya sürüklenmek. İyi veya kötü bir şey olmak istiyor insan ama 'bir şey' olmak istiyor.
Peyami Sayfa'nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, yüz sayfa değil de üç yüz sayfa olmasını istediğim kitaptır.
Tanpınar'ın da dediği gibi 'acı ve ıstırabı romanı'dır ancak bir acı, bir ıstırap ancak böylesine huzurla anlatılabilirdi.
Huzursuz bir sürecin müthiş bir sakinlikle aktarılması ne ilginç? Fakat belki de sonda karakterinizin de dediği "Hasta olmayanlar bizi ne az anlayacaklar." sözü doğrudur ve ben de hasta olmadığım için o talihsizlikle bezenmiş, boyun eğmişlikle sürdürülen hastalıklı yaşamın anlatısını huzur veya sakinlik sanıyorumdur.
Bilemiyorum ama anlatımın oldukça akıcı olduğundan, tek oturuşta okunabilecek, boğucu, yorucu olmayan bir roman diyebilirim.
Kitabı bitirdikten sonra yazarımızın anlatışına doyamadığınızdan hemen başka bir kitabını satın alma isteğiyle dolup taşabilirsiniz.
Yazarla tanışma kitabı olmak için de gayet uygun bence.
Konusunu daha detaylı anlatacak olursak, kitabımız bacağındaki hastalıkla yıllardır boğuşan, on beş yaşındaki, adını bilmediğimiz karakterin; kendi hissettiklerini, hastalığını anlattığı, sık sık sevdiği kızla diyaloglarına yer verdiği bir eser.
Eserdeki yavrucağımızın yaşının on beş olmasına da biraz değinmek istiyorum. Kitap 1930'da ele alınmış ve haliyle o dönem ile bugün arasındaki on beş yaş çok farklı elbette. Ancak yine de karakterimizin yaşına göre fazla büyük, yorgun ve olgun olmasını bir yandan onun hastalığına da bağlıyorum. Hastalığın büyüttüğü çocuktur karakterimiz.
Anlatısında sık sık cümle tekrarlarına yer vermiş(bu tekrarlı anlatımları okumaktan fazlaca zevk aldığımı belirtmek isterim.) Yine zihininden geçenleri birden, art arda aktardığı bölümlerin okuyuşu da bir o kadar zevkliydi.
Lafı daha fazla dolandırmaya hacet yok. Okuyun, okutun efenim.
Peyami SafaDokuzuncu Hariciye Koğuşu