“Silvan... Yani Farqîn, kadim Meyafarqîn. Kürt tarihinin kalbi medeniyetlerin nefes aldığı o efsunlu şehir. Hurri Mitanilerden Medlere, Büyük Tigran'dan Romalılara, Sasanilerden Mervanilere, Eyyubilerden Artuklu ve Osmanlılara kadar pek çok imparatorluğun tacındaki en değerli mücevherlerden biri olmuş, onlara başkentlik yapmıştı…”
Ünlü seyyah Evliya Çelebi'ye göre Silvan, Nuh Tufanı'ndan sonra kurulan Cizre ve Şırnak'ın ardından dünyadaki üçüncü şehirdi. Çelebi, seyahatnamesinde bu kadim topraklara ilk adım attığındaki hayretini gizleyememiş; "Bu kadar büyük bir yeşil alan mı olur? Her taraf yeşillik ve şehir bu yeşillikler içinde adeta kaybolmuş!" diyerek hayranlığını dile getirmişti. İşte o günden beri bu diyara "Yeşil Silvan", Fargîna di nav şînahîyê de... (Yeşillikler içindeki Farqîn) denmişti.
"Bir kimse eylemde bulunmayarak eylemden kurtulamaz; ya da dünyadan el-etek çekerek mükemmelliğe ulaşamaz. İnsan bir an bile eylemsiz duramaz, istemeyerek de olsa insan tabiat yasaları gereği eyleme yönelir. Bir yandan hareket organlarını kontrol altında tutup diğer yandan zihnini duyu nesnelerine yönelten kişi kesinlikle kendini aldatır ve yapmacık davranır. O ikiyüzlü olarak isimlendirilir. Diğer tarafta kutlu kişi eğer aklıyla etkin duyularını kontrol etmeye çalışır ve sonuçlarına bağımlı olmaksızın yogaya yönelirse bu yolla yücelir."