Kendisini anlatırken, diplomalara, evlere, kariyere, giyim kuşama, telefon modellerine, araba markalarına atıflarda bulunur insan. Yüzlerce etiketle varlığını şekillendirmeye çalışır. Koleksiyonlarını, gittiği ülkeleri, aldığı diplomaları, maaşını, ilginç anılarını, evini, arabasını, bahçesini, eşsiz yeteneklerini etrafına anlatarak benliğini ortaya koymaya çabalar. Oysa kişinin özünde ne olduğu, ancak ona sonradan yapıştırılmış olan etiketler atıldıktan sonra belli olur. Kartvizitini, diplomasını, bankadaki parasını, hangi sülaleye mensup ya da hangi milletten olduğunu bir kenara bırakınca, geriye ne kalıyorsa kişi işte odur. İnsanın şanlı bir millete mensup olması, önemli bir titre sahip olması, büyük bir eve, güzel bir makam odasına ve önemli insanlardan oluşan bir çevreye sahip bulunması onun özünü açıklamaz.