K.

Ankara Üniversitesi
Ağrı, 12 Haziran
1788 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·256 syf.·
2022 41. kitabı
Saçma sapan bir romandı. Okumasaydım da olurdu. Okumasanız da olur. Bana bi şeyler katmayacak kitaplar okumayı sevmiyorum. Nefret ediyorum. Polisiye ve bilimkurgu gibi kitaplar okumak yerine gider filmini izlerim daha iyi. Benim için sadece zaman kaybıydı; çünkü, bana hiçbir şey katmadı. Okumanızı önermiyorum.
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · İthaki Yayınları · 202011,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Ciddi manada söylüyorum, onca beğeni almış ve olumlu yorum yapılmış olmasına aldanıp kitabı aldım ama yazarın daha önce de “ Dul” adlı kitabını okuduğum için ikisi arasında pek bi fark göremedim. Benim için hayalkırıklığı oldu. Bazı incelemelere aldanıp baktığımda “ Yalnızlığı iliklerinize kadar hissettiriyor./ Hüzünlü bir kitap./ Kesinlikle okunması gereken bir kitap” gibi saçma yorumlara aldandım, keşke aldanmasaymışım. Kitaplara aşina olan insanlar bilirler eminim ki, bu kitabın öyle kesinlikle okunması gereken ya da yalnızlığı ciddi anlamda etkileyici bir dille anlatan bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Bir de özellikle değinmek istiyorum ki yazarın dili çok sıkıcı, mıymıy, böyle nasıl desem “ sürekli şikayetçi “ tavrı gerçekten beni bıktırdı. Kötü yorum yapmak istemezdim ama benim şahsi fikrim sonuçta, ben beğenmedim, zaman kaybı.
Tek Yalnız Ben DeğilimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20258bin okunma
Puan vermedi·308 syf.·
2022 39. kitabı
" Günün birinde uyandım, yatağımda doğrulup oturdum ve gülümsedim. Artık en ufak bir acı çekmiyordum ve birden, doğru insan diye bir şeyin olmadığını idrak ettim. Ne yeryüzünde ne de cennette. Öyle biri, öyle tek bir kişi yok. Sadece insanlar ve her insanın içinde bir tutam doğru insan var ama kimsede, bizim diğerinden beklediğimiz ve umduğumuz şey yok. Kusursuz insan diye bir şey yok ve o mutluluk veren, harikulade tek adam aslında hiç var olmadı. Sadece içlerinde ışık kadar moloz da olan insanlar... " Olay örgüsü kocasına aşık bir kadın, bir adam ve bir hizmetçi etrafında oluşuyor. Bölümlerden ibaret. Saydığım üç kişinin ayrı ayrı kendi bakış açısıyla anlattığı, okuması keyifli ve akıcı bir kitaptı. Bazen hayatta, bazı şeylerin, "İşin aslının" farklı olduğunu, bir insanın gerçekte içinden neleri geçirdiğini ve neyi ne için yaptığını anlamanın olanaksız olduğunu gözler önüne seriyor bu kitap. Her ne kadar seviyor da olsak bazı insanları ya da anladığımızı düşünsek de bu gerçeği değiştirmiyor ne yazık ki. Adına sevgi dediğimiz duygunun aslında sevgi değil de "ihtiyaç, menfaat" olduğu da oluyor ve bunu anlamak fark etmek için yaşamak ve zaman gerekli oluyor ne yazık ki... Kitapta bunu sorgulatıyor; gerçek sevgi var mı? Varsa nasıl bir şey? vs.... Sabırsızlıkla beklediğim ve okumak için can attığım nadir kitaplardandı. Hayal kırıklığına uğradım mı diye soracak olursam kendime; evet, uğradım. Çünkü "işin aslının" bu kadar bayağı ve önemsiz olacağını tahmin edemezdim... Gözümüzde büyüttüğümüz, can attığımız bazı şeylerin gerçekler karşısında nasıl da tuzla buz olduğunu gösteriyor... Keyifli okumalar.
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,442 okunma
Spoiler var
Puan vermedi·127 syf.·
2022 19. kitabı
Kadın hareketinin belki de en net bir şekilde dile getirildiği ve bu alanda önemli kitaplardan biri olma özelliği taşıyan Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf’un kaleme aldığı, feminist yaklaşımın her ne kadar derinlerde irdelense de okumanın belki de en kolay olduğu kitapların başında yer almaktadır. Bu denli kolay okunup anlaşılmasının elbette çok somut bir nedeni var ki o konu da “Kadın ve edebiyat.” V. Woolf kendisinden talep edilen bir konuşma kapsamında nehir kıyısında düşünme aşamasında kadının yazabilme ortamının oluşabilmesi için onun kendine ait bir odası ve parasının olması zorunluluğunu savunmaktadır. Bu görüşünde haksız olduğunu söylemek çok da zor değil. Bu görüşü neden savunduğunun aşamalarını sunacağını, dudaklarından belki de pembe yalanlar dökülse bunların arasına harmanlanmış gerçeklerin daha baskın bir duruş sergileyip savını unutmamaları gerektiğinin direticisidir. V. Woolf kadınların yazım dünyasında neden olmadıklarının, neden içlerinden bir Shakespeare çıkamadığının izahatını en güzel şekilde ele almaktadır. Bilginin en büyük kaynağı bir alana, İngiltere gibi bir ülke de bile erişim sağlayamadığı bir ortamda, kütüphanelere girebilmek için bir refakatçi ya da dekan tarafınca gönderilen bir tavsiye mektubu olmadan giremediği ortamda içindeki cevheri nasıl başka türlü sergileyip de gözler önüne seremez. Bu onların en büyük duvarlarından yalnızca birisi. Erkekler cinsiyetleri sayesinde diledikleri gibi erişim sağlayabildikleri bir servete sahip olduklarının farkında olmadan yaşıyorlardı. Belki de, kendi annelerinin hatta büyük annelerinin dahi neden böyle bir servetin sahibi olamadıklarını hiç düşünmeden… Kadınların avantaj sağlayabilecekleri farklı konularda avantajları olsa bile bu avantajlarını kullanma aşamasında maalesef söz sahibi değiller.
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,1bin okunma
Spoiler var
Puan vermedi·80 syf.·
2022 20. kitabı
Lou Andreas-Salome’nin 1898’de yayımlanan Arayışlar adlı novellası, bir kadının birey oluşundaki sancıları işlerken hayattaki arayışlarına dair geniş bir değerlendirme yapıyor. Okuyucusunu "insan hayatta neyi arar?" sorusuyla baş başa bırakan Arayışlar üzerine bir inceleme. Lou Andreas-Salome’nin 1898’de yayımlanan Arayışlar adlı novellası, yayımlandıktan 118 yıl sonra İlknur İgan’ın çevirisiyle İş Bankası Kültür Yayınları tarafından Türkçeye kazandırıldı. Kitap üzerine bir inceleme. ​Salome, kadınların birey olmalarına dair çağının ilerisinde fikirler barındıran, bugün de eskimemiş metinler kaleme alan bir yazar. Arayışlar, bir kadının birey oluşundaki sancıları işlerken hayattaki arayışlara dair derinlikli değerlendirmeler içermekte. İnsan hayatta neyi arar? Çoğunluk mutluluğu; bazıları aşkı, sevgiyi, tutkuyu; kimileri benliğini; kimileri de amacı olan bir yaşam sürmeyi. Salome bunlara da değindiği metninde özellikle kadın-erkek ilişkileri odağından hayata bakıp bu ilişkiyi tarih boyunca erkeğin kadına açık veya örtük tahakkümü, kadınınsa gönüllü katlanması olarak tarif eder. Arayışlar’ın kadın anlatıcısı Adine, yedi yıl arayla iki erkek tarafından terk edilmiştir. Paris’te tek başına sanat eğitimini tamamlamış, bir büstüyle ödül kazanmış, bir yıl önce kendine ait atölyesini bir kutlamayla açmış başarılı bir ressam olan Adine’i arayışa sürükleyen şey, kendisini en çok anlayan ve seven erkeğin onu “eksiksiz bir biçimde sevme yeteneğini” yitirdiği gerekçesiyle terk etmesidir. Adine’in meslektaşı ve sevgilisi olan bu kişiye olan duyguları da sevgilinin kendisine kolunu sakatladığı dönemde palet tutan, fedakâr atölye komşusu Tomassi olup olmadığı da belirsizdir. Ancak bu terk edilme, onu “ışıklı” atölyesinde neşe içinde resim yapacakken masasında iki büklüm yazı
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma