“Sen ile ben, hiç ‘bir arada’ olmadan ‘birlikte’ olabiliriz. Ben tek başıma bir şey yaparken seni düşünerek yapıyorsam yaptığımı, sen de, tek başına bir şey yaparken beni düşünerek yapıyorsan yaptığını, birlikteyizdir. Bu bir avuntu mu?”
Perdeleri kapatabilirim, güneş ölüdür o zaman. Bütün bu insanlarla hiç ilgilenmedim mi, onlar da ölü sayılır. Pencereyi kapıyorum, beni saran leylak kokusu yok artık; ilkbahar da öldü. Ben, güneşten, insanlardan ve ilkbahardan güçlüyüm. Ama benden daha güçlü olan bir şey var ki, o da anılardır; canları istediği zaman gelen, ellerinden bir yere kaçıp kurtulamayacağım anılar
Genel bir ürperti sadece, bir zamanlar bizim olan, varlığı hala açık seçik gözlerimizin önünde duran, bakışlarının parıltısı ve sesinin ahengini hala unutamadığımız bir kimse mezara konulduğunda içimizi saran bir ürperti.
Mesiyanik coşkunlukları içinde narsisistler çömezleriyle beraber sözüm ona bir kutsal savas yürütürler. Kayıtsız şartsız biat isterler Kötü olan her şeyin projekte edildiği bir düşman imgesi vasıtasıyla grup içi tutunumu yüksek seviyede tutabileceklerini düşünürler.