Bir kadının aşkından değil; aşk -herhangi bir aşk- bizi olanca çıplaklığımız, mutsuzluğumuz, incinebilirliğimiz, hiçliğimiz içinde gösterdiği için de öldürür kendini insan.
Ona söylemediğim ne kadar çok şey var. Onu yitirme korkusu artık bir “sahip olma” özlemi değil, bunları ona bir daha hiç söyleyememe korkusu. Bunların ne olabileceğini bilmiyorum, ama onun yanında olsaydım, bu sözlerin bir sağanak gibi boşanacağını biliyorum. Bir yaratma durumudur bu, Tanrım, ne olur onu yeniden bulayım.
Geriye baktığın zaman, özellikle, sana yaşarken dayanılmazmış gibi gelen dönemleri beğeniyorsun en çok. Hiçbir şey yitip gitmemiş. Bütün o güçlükler, sıkıntılar, tiksintiler bir zenginlik kazanıyor hatırlandıkları zaman. Hayat bizim bildiğimizden daha büyük, daha dolu.