...güçlü bir erkek bir noktada zayıflamalı, akıllı adam bir yerde aptallaşmalıdır yoksa erkek gerçek olamayacak kadar iyi olur, ve yapmacık tavırlara ve blöfe başvurur. Kadının güçlü bir erkeğin gücünden çok zayıflığını, zekası yerine akıllı adamın aptallığını sevmesi kadim bir olgu değil midir? Kadının sevgisi bütün erkeği, yani sadece erilliği değil o erilliğin olumsuzluklarını da ister.
...çünkü kadınlar, erkeklerden çok daha “psikolojik”tir. Bir erkek sadece “mantık”la tatmin olur. “Psişik” ya da “bilinçdışı” gibi şeyler onun için iticidir. Bunu belirsiz, şüpheli ve hastalıklı olarak görür. Erkek, şeylerin kendisiyle ilgilenir, onların etrafını saran duygular ve fantezilerle değil. Kadın için ise bir şeyin kendisini öğrenmektense erkeğin bir şeyle ilgili nasıl hissettiğini öğrenmek daha önemlidir. Bir erkek için yalnızca anlamsız yük olan bu şeyler, kadın için önemlidir.
Bazı sadakatsizlikler, yakınlık korkusuna ya da yakınlık noksanlığına bağlıdır. Yaklaşıldığında sokan ama yalnız kalınca da üşüyen kadim kirpi metaforu bu durumu özetler: Kirpinin, dikenini batırmadan ısınabileceği doğru mesafeyi bulması gerekir.
Aldatmak, her zaman bir yenilgi değildir. Aslında bir özgürlük, bağımsızlık, kendi kendini dolu dolu ve tamamen gerçekleştirme ihtiyacını ifade eder. İçimizde, cüzi irademizden kaynaklanan bir güç var ki, bazılarımız bunu sınırlarını aşarak ifade eder. Geleneksel kısıtların bariyerlerini aşmak için ortaya çıkan bir dürtüdür bu. Sadakatsizlik her birimizin içindeki karanlık bölgede, yani en özel ve gizli neyimiz varsa içinde sakladığımız ve büyük miktarda enerji barındıran ruhumuzun kuytu köşesinde yer alır.