Kimseler gelmez senin feryad-ı ateş-bârına
Yandın ey biçare dil yandın melamet narına
Ye's-i sevdâ rengi çökmüş gül gibi ruhsârına
Yandın ey biçare dil yandın melamet narına
•Melamet = Rüsvaylık (Bir kişinin itibarını utanç verici duruma düşürme)
•Ruhsar (Yüz, çehre)
ANLAMI(↓)
{Kimseler gelmez senin ateş saçan feryadına
Yandın ey çaresiz dil yandın melamet nârına
Kara sevdanın rengi çökmüş gül gibi ruhsârına
Yandın ey çaresiz dil yandın melamet nârına}
"O yeryüzünün özgür ve kendini güvenlikte hisseden bir vatandaşıdır, çünkü ona dünyanın her yerine ulaşma imkânını veren yeterince uzun bir zincirle bağlanmıştır, ancak bu zincirin uzunluğu kendisini dünyanın sınırları içinde tutacak kadardır. Ne var ki aynı zamanda, gökyüzünün de özgür ve kendini güvenlikte hisseden bir vatandaşıdır, çünkü yine benzer hesaplar yapılmış göksel bir zincirle bağlanmıştır. Yeryüzüne inmek mi istiyor, gökyüzü zincirinin tasması yakasından çeker; gökyüzüne çıkmak mı istiyor, bu kez de yeryüzü zincirinin tasması yapar aynı işi. Ama bütün bunlara rağmen, tüm bu olanaklar elindedir ve bunun da farkındadır; hatta tüm bu olanları ilk zincirle bağlanışındaki bir hataya bağlamayı reddeder."
Sayfa 66 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Ama sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi işine döndü"
Belki de hiçbirinde geçmez ama, açık seçiklikten yoksun eski hikâyeler yığınından kulağımıza gelen bir tespittir bu.
Sayfa 108 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu