Fakat daha zayıf bir insanı böyle mutlak surette häkimiyetinize aldığınızda ondan bir daha ayrılmamak üzere müthiş bir sorumluluk hissediyordunuz. İnsan tüm yaşamı boyunca ne zaman bu sorumluluktan sıyrılmak için en küçük bir girişimde bulunsa utançla merhamet arasındaki bir mücadelenin ortasında kalıyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dünyanın giderek hızlanan değişimi içinde, başlangıçta edindiğimiz dünya görüşleri geçerliliğini bir ömür boyu sürdüremez oldu. Bu durum, her an oluşmakta olan yeni dinamikler doğrultusunda, dünya görüşümüzde de sürekli değişiklik yapma gereğini beraberinde getiriyor. Yeni oluşumları fark edemeyenler ya da fark ettiği halde eskiye tutunmakta direnenler, süregelen toplumsal, kültürel, politik, ekonomik ve diğer süreçlerin kenarında kalıp olan biteni kavramakta zorlanabiliyorlar. Zohar'ın sözleriyle, "Dünya görüşü, görünürde apayrı parçaları bir araya getirip, onları tutarlı bir bütünde birleştirmemizi tanımlar. Kendimize ve dünyamıza ilişkin belirli bir modeli izlemekte olduğumuzu hissetmek, bize kararlarımızın ve eylemlerimizin bir anlamı olduğu duygusunu verir." Dünya görüşü tutarsızlaştığında, insanın kendisini ve başkalarını anlayışı parçalanır ve kendisini yalnız, dışarıda bırakılmış biri olarak yaşamaya başlar. Bir dünya görüşünün ahengini, eskiyen bir dünya görüşünün tükendiği yerde yeni bir dünya görüşünün oluşumu belirler. Bu da insanın kendi deneyimleriyle ve sezgileriyle ne kadar temasta olduğuna bağlıdır. Jung'un sözleriyle: "Son çözümlemede, temel olan şey bireyin hayatıdır... Biz kendi çağımızı yaratırız."
Bu hayatta mı olur artık, yoksa başka bir hayatta mı? Evime döneceğim.
Dışarıdaki fırtınadan ağaçlar çatırdayacak ama artık içime korku salamayacak, ne kırmızı bulutlar ne de şehir ışıkları.
Evime döneceğim, hiç sahip olmadığım evime ya da hatırlayamayacağım kadar uzaklardaki evime; çünkü oradayken aslında kendimi hiçbir zaman, asla evimde hissetmedim.