C

C
@Notesforrem
Bu yaz tatil için gittiğimiz İzmir gezimiz esnasında ziyaret ettiğimiz Seferihisar ilçesinin ‘cittaslow’ yani “sakin şehir” ünvanına sahip olduğunu öğrendik. Ee haliyle merakımızı uyandırdı bu kelime? Gelin birlikte bakalım neymiş, nerden gelmiş bu kelime ? İtalyanca Citta (şehir) ve İngilizce slow (yavaş) kelimelerinden oluşan Cittaslow, ”yavaş şehir” anlamına geliyor. Seferihisar Türkiye’nin ilk, dünyanın 121. Cittaslow’u yani sakin şehri. 1986 yılında Amerikan tarzı hızlı yiyecek (fast food) zincirine karşı çıkılarak, İtalyada başlayan ”Yavaş Şehir Hareketi” kapsamında Yavaş Şehir olabilmek için çevre politikaları, altyapı, kentin dokusunun kalitesi, yerel üretim ve ürünlerin desteklenmesi, konukseverlik gibi kriterler gerekiyor. Bu şehirlerin logosu olan salyangozu kullanabilmeye hak kazanan merkezler, düzenli olarak denetimden geçiriliyor
Hayata Dair
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Süleymaniye’ye Dair Notlar.. Yahya Kemal'in "En güzel mabedi olsun diye en son dinin / Budur öz şekli hayal ettiği mimarinin" dizeleriyle ruhaniyetini anlattığı Süleymaniye Külliyesi, İstanbul'un Suriçi'nde yer alan üçüncü tepesine, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a inşa ettirildi. Mimar Sinan'ın kalfalık eseri olarak tanımladığı Süleymaniye Camisi, Osmanlının 10.padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın emriyle 1551-1558 yılları arasında yapılmıştır. Mihrabın iki yanındaki pencerelerde çini madalyonlarda Fetih Suresi, caminin ana kubbesinde ise Nur Suresi yazılı. Dört minare, Kanuni Sultan Süleyman'ın İstanbul'un fethinden sonraki 4. on şerefe ise Osmanlı'nın 10. padişahı olduğunu simgeliyor. Genel olarak külliyedeki yapılar, ortadaki caminin çevresinde "U" şeklinde sıralanır. Süleymaniye külliyesi de bu şekilde.Külliyenin üzerinde ise bin kubbe bulunuyor. Külliyeye giriş, farklı isimlerdeki 11 kapıdan yapılıyor. Külliyede, Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan ve Mimar Sinan Türbeleri'nin yanı sıra tabhane (düşkünlerevi / bakımevi), çarşılar ve sıbyan mektebi de bulunuyor. Aynı zamanda külliyenin içinde hala kullanıma açık olan bir kütüphanede bulunuyor. Kanuni Sultan Süleyman, Süleymaniye Külliyesi hizmete açıldıktan sonra camide görev yapacak imam için iki dil bilme ve beşeri bilimler eğitimi almış olma şartlarını koyarak ilan vermiş. Bunun maksadı; camiye gelecek ziyaretçiler için bilgi verecek dil bilen imam olmasıngerekliliği. Böylece ilk defa bir camiye hoca tutuluyor. Bir anlatıma göre de Süleymaniye Camisi ilk inşa edildiğinde 2 minarelidir. Kanuni Sultan Süleyman'ın ısrarı üzerine son cemaatin dışına 2 minare daha eklemiştir. Caminin mimarisi üzerine ilginç bir nokta aydınlatma için kullanılan gaz lambalarının yanında kullanılan devekusu
Tarih
Diyarbakır şehrinde bulunan Dicle nehri kıyısında Kırklar dağı yer alır. Bu meşhur Kırklar dağı ardında, halk arasında Kırklar Ziyareti denilen, çocuğu olmayan ailelerin gidip adak adayıp dilek diledikleri bir yer varmış. Uzun yıllar boyunca çocuğu olmayan Süryani bir aile de en son şanslarını burada deneyip, dua etmek istemişler. Kadın Kırklar Dağı’na gidip adaklar adamış, dualar edip yalvarmış. Kırk gün boyunca adaklar ve dualar böyle devam etmiş. Derken aradan kırk gün geçtikten sonra ( fazla da bir zaman geçmeden ) kadın hamile kalmış ve Süryani ailenin bir kızı çocuğu dünyaya gelmiş. Aile sevinçten kurbanlar kesmiş. Törenlerle kutlamış. Bu nazlı kızın adını da Suzan (Suzi) koymuşlar. Her sene, kızlarının doğum gününde, aile kızlarını giydirip süsleyip Kırklar Ziyaretine giderek kurban keserlermiş. Gel zaman, git zaman, Suzan büyümüş, serpilmiş ve güzelliği dillere destan bir genç kız olmuş. Komşuları ve çocukluk arkadaşı olan, Türk bir ailenin yakışıklı oğlu, Adil ile birbirlerine aşık olmuşlar. Yıllarca birbirlerine dokunmadan, konuşmadan öylece sevmişler. Gün gelip çatmış, Suzi’nin doğum günü olmuş. Annesi, Suzi’yi hizmetçilerle birlikte kurban kestirmek için Kırklar Ziyaretine yollamış. Adil de onları peşleri sıra izlemiş. Hizmetçiler kurban kesmek üzere işe koyuldukları anda Suzi kaçıp Adil’in yanına varmış. Kırklar Dağı’nın ardına dolaşan iki genç, burada birlikte olmuş ve aşklarını paylaşmışlar. Kırklar Ziyareti bu beraberliği asla affetmemiş. Ve bu ziyaret Suzi’yi çarpmış. Gencecik kız, Dicle Nehri’nde bulunan On Gözlü Köprü’nün orada, boğularak ölmüş. Bunun üzerine de Adil sevdiğinin yokluğuna dayanamamış ve aklını yitirmiş. Ziyaret çarptı bizi diye diye, Suzi’nin ardından helak olmuş. Suzan Suzi adlı türkünün yazarı Celal Sevimli’dir ve türküde hikayenin
Müzik

camus

@mervaluls
·
Bu içgüdüler hayatım boyunca tek bir doktrin öğretmişti bana; sadece kendine bel bağlarsan, şansın daha yüksek olur.
Sayfa 111 - Domingo 4. Baskı·Kitabı okudu
Edebiyat