Baskıcı rejim içinde, kontrolsüz gençlerin şiddet merakı ve şiddetten beslenen ruhlarını çok güzel bir kurgu ile anlatmış yazar.
Gençlerin yaşadıkları, yaptıkları, yapmak istedikleri ve büyümeler çok gerçekçi tasvirlenmiş.
Alex özelinde, kurgunun en can alıcı noktası ise iyi & kötü olma seçimi özgürlüğünün etik hayatın can damarı oluşudur.
1940 lı yıllar Oran kenti, veba salgını, karantinalar, yasaklar, kaçış, çaresizlik, hastalıkla mücadele bolca ölüm
Okurken ruhum daraldı, daraldı, daraldı… okuduğum hiç bir kitapta böyle bir şey hissetmemiştim.
Kurgu olduğunu bilmeniz hissettiklerinizi değiştirmiyor
Bu kadar taraflı ve önyargılı bir yazım sanırım bu kadar önemli bir kalemden okumamıştım.
Tüm Hıristiyan aleminin nasıl bir hazımsızlık ve acı içinde olduğunu çok iyi anlıyorsunuz şu 4-5 sayfayı okuyunca.
15. Yüzyılda sanki çok medeni ve çok insani bir düzen varmış da Türkler yok etmiş gibi bir tavır. İstanbul u kendi Haçlı ordularının yağmasını değil de Mehmet in ordularının yağmasını kınayan cümleler, hele ki açık kalan kapıdan girdiler kısmı komik çok komik.
Okumayın, gereksiz!
Kırgız doğal yaşamında orman korucusu bir aile, küçük bir çocuk, çocuğun dünyayı, insanları, doğayı algılayışı, masallar üzerine iç dünyasını anlatan oldukça etkileyici kısa bir roman.
Dedenin saflığında, eniştenin ihtirasında, teyzenin çaresizliği içinde insan kayboluyor ve her birinin gözünden hayatı görüyor, hele ki o küçük çocuğun yerine geçip kayaların arasında elinde çantayla koşmamak mümkün değil!
Yıl 1914, geçmiş, bugün, tarih, çöl, tayyare… yüzbaşı Şevket, doktor Mithat, kedi Sıdıka….
Çok güzel kurgulanmış, geçmiş-bugün-gelecek…
Okumanızı tavsiye ederim.