Ak sakallı meşenin dediği gibi, insanın zalimligine ağaçlarla kuşlar , böceklerle otlar , hayvanlarla taşlar değil ,ancak insan karşı koyabilirdi.
Dönüp dolaşıp insanda başlıyordu her şey, dönüp dolaşıp insanda bitiyordu.
Gerisi boştu...
Yani, insanın karışmadığı her şey bir masaldı.
"Onun dediğine göre, rüzgâr denen şey yalnızca rüzgâr değildi.. Okumasını bilmek gerekirdi onu.Bunu bilenler, rüzgarın içinde hayata dair hemen hemen her şeyi bulabilirlerdi. Çünkü binlerce bitkinin kokusu vardı rüzgarda,binlerce bitkinin şekli, rengi ve fısıltısı vardı. İnsan sesleri vardı sonra çeşit çeşit, hayvan sesleri, tepelerin yüksekliği, denizlerin genişliği, nehirlerin uzunluğu vardı. Rüzgarı okumasını bilenler, canları isterse , hic görmedikleri bir denizin tuzunu bile tadabilirlerdi sözgelimi. Ya da yıllar önce ölen bir ihtiyarın, gençliğinde attığı gevrek kahkahaları bile duyabilirledi."