Arif olmayan bir insanın zihni, içi tıka basa eşya dolu bir gecekondu gibiydi. Mana aleminin sırlarını öğrenmek isteyen o eşyaları dışarı atmalı, öğrendiklerini bir kenara koymalıydı...
"Zira bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyerek haksızlıklar karşısında susanlar gün gelir ödenecek bedeli paylaşmak zorunda kalırlardı. Allah'ın yarattığı bu göklerin altında hiçbir şey karşılıksız kalmaz, ağlatan asla gülmezdi..."
Ah, insanlar niçin her şeyi anlamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar, tam onun gibi fakat hiç eksiksiz ve tam onun gibi duysalar, her şey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İllâ ki zıddiyetler, öfkeler, yanlış anlaşmalar, kıskançlıklar , inatlar, şüpheler, hakîm olmak arzuları....