Aşağısı manda bacakları, yukarısı boş bir koyun kafası yahut kutuya benzer hafif bir kafası olan insanlar bizi cezbetmez, bu küçük halkımızın yüceliğine dair düşlerimize uymaz.... Ben, siz genç Finlandiyalıların ayakla topa vurmak yerine beyniniz ve kalbinizle, bilim, ticaret, çeşitli zanaatlarda ve bilgili hukuk düzeninde göstereceğiniz iradeyle, halkın ve vatanın refahı için verdiği mücadelede sadece Macarları değil aynı zamanda Almanları, Fransızları ve İngilizleri yenmenizi istiyorum...
Halk ağır bir buhran içinde. Ciddi şekilde hasta. Din bir insanın bu dünyayla, diğer insanlarla, çayırdaki her bir otla bağlantısını teşkil eder. Bu bağlantı yoksa devlet, toplum, aile, insan bile var olamaz. Halk arasındaki dinsizlik sadece kilisenin meselesi değildir. Bu mesele devlet için de tehlike teşkil eder. Kitlelerin dine karşı duyduğu ilgisizlik halkın en tehlikeli hastalığı olabilir. Fevri gençler ve zekâ yoksunu liberaller dinsizliğin ÖZGÜR DÜŞÜNCESİNİN yansıması olduğunu söylemekle büyük bir hata yapıyorlar. Dinsizlik ruhun zayıflığı ve hastalığıdır. Dinsizlik, halktaki kutsal her şeyin yok olması ve neticesinde insanın elinde vahşiliğin, vicdansızlığın, ahlaksızlığın, kabalığın, bencilliği, zorbalığın kalmasıdır. Ve ben bir laik olarak sizlere... Sesleniyorum: Tanrı halkın ruhunda ölmektedir!!
Her meslekte olduğu gibi biz öğretmenler arasında da mesleğinden manen uzak olan çok kişi var. Onlar işçi bile değiller, daha da kötüsü öğretmenliği sevmeyen ve onu kötüleyen köleler. Bu kişilere benden bir dost tavsiyesi: lütfen öğretmenliği bırakın.... Yeter ki , dinamik bir ruha ve büyük bir bilgi birikimine sahip olunmasını gerektiren bu göreve gelmeyin.