Tevekkeli değil, eski insanların daha sağlam olduğunu söylerler. Gerçekten de sağlamdırlar. Eskiden bir çocuğa hayatın ne olduğu erkenden anlatılmaz, yaşamanın çileli, çetin bir iş olduğu düşüncesi verilmezdi; çocuğu kitaplarla yormazlardı. Çünkü kitaplar türlü sorunlar çıkarır, bunlar da insanın yüreğini, kafasını kemirir, hayatı kısaltırdı.
Yaşayışlarını karşılaştıracak başka insanlar olmadığı için iyi mi, kötü mü yaşadıklarını, zengin mi, fakir mi olduklarını bilmezler; kendilerinde olmayıp da başkalarında olan şeylerde gözleri yoktur. Bu mutlu insanların inancına göre hayat olduğundan başka türlü olamaz, olmamalıdır; zaten herkes de onlar gibi yaşıyordur, başka biçimde yaşamak günahtır.
Her gün yan yana, baş başa oturmak kolay iş değildir. Birbirinin iyi yanlarından zevk alıp kötü yanlarına kızmamak için büyük bir yaşama deneyi, akıl olgunluğu ve insan sevgisi gereklidir.
Kendimizi tanımadığımız, hayata dair büyük amaçlarla fazla haşır neşir olmadığımız ve boşluk hissine mani olacak meşgalelerden koptuğumuz zaman kolayca kapılabildiğimiz çocukça arzularımız çoğu zaman yaşamımızı çekilmez hale getirmekte gecikmezler.