Kuklabaz

Kuklabaz
@Numin
anitsayac.com "Yaşam, umutsuzluktan umut üretmektir."
Nerede sağlıksız ve zararlı bir ilişki varsa, her iki tarafta da yetersiz ve delik deşik bir sorumluluk duygusu ve reddetme­ yi becerememe/reddedilmeyi kabul edememe durumu vardır. Nerede sağlıklı ve sevgi dolu bir ilişki varsa, iki kişi ve değer­leri arasında tanımlı sınırlar ve gerektiği zaman reddedip red­dedilecek açık bir bulvar vardır. “Sınırlar” ile kendi sorunlarının sorumluluğunu üstlenme­de iki kişi arasındaki ana hatlardan söz ediyorum. Sağlam sınırları olan sağlıklı ilişkilerde kişiler kendi değerlerinin ve sorunlarının sorumluluğunu alırlar, partnerlerinin değerle­rinin ve sorunlarının sorumluluğunu almazlar.
Reklam
Gerçek şu ki, sağlıklı ve sağlıksız aşk formları vardır. Sağlıksız aşk iki kişinin birbirleri için hissettikleri aracılığıyla sorunlarından kaçmaya çalışmalarıdır. Başka bir deyişle, birbirlerini kaçış olarak kullanırlar. Sağlıklı aşksa bireylerin sorunlarını kabul etmesi ve birbirlerine verdikleri destekle onların üstesinden gelmesidir.
Ölçütünüz “dünyevi standartlarla başarılı olmak” ise, “bir ev ve güzel bir araba al” ise yirmi yıl deli gibi çalışırsınız, amacınıza ulaşınca da ölçütünüzün size verecek bir şeyi kal­maz. Orta yaş krizinize merhaba dersiniz çünkü tüm yetiş­kin yıllarınızı kaplayan sorun ortadan kalkmıştır. Gelişme, iyileşme fırsatınız kalmamıştır, ama mutluluğu gelişmek ve büyümek yaratır, geçici başarıların uzun bir listesi değil.
Başarısızlıktan bu kadar çok korkmamızın nedeni çoğun­lukla boktan değer yargılarımızdan kaynaklanır. Örneğin, kendimi “karşılaştığın herkese kendini sevdir” standardıy­la ölçersem son derece kaygılı olurum çünkü benim kendi eylemlerimle değil de, başkalarının eylemleriyle tanımlanan bu standart yüzde yüz başarısız olacaktır. Burada kontrol bende olmadığı için başkalarının merhametine ve yargısına kalırım. Ancak “sosyal yaşamını iyileştir” ölçütünü benimsersem, aldığım tepkilerden bağımsız olarak kendi “başkalarıyla iyi ilişkiler kurma” değerime göre yaşarım. Öz-değerim kendi davranışlarıma ve mutluluğuma temellenir.
Başarısızlıktan kaçınmayı hayatımızın daha ileri bir aşa­masında öğreniriz. Bunun epeycesi bir şeyi beceremediğimiz­de bizi cezalandıran ve katı bir tutumla bizi performansımızla değerlendiren eğitim sistemimizin ürünüdür. Bir bölümü de baskıcı, eleştirel ebeveynlerin marifetidir, çocuklarının kendi kendine bir şeyleri deneyip başarısız olmasına yeterince izin vermezler, onları yeni ve önceden saptanmamış bir şeyi dene­diklerinde cezalandırırlar.
Reklam