Sevdigim birine bakarken, bir yandan onunla etle tırnaktan bile yakin olmayı umar, bir yandan da asla hakiki bir yakınlık kuramayacağımızı bilmenin ıstırabını duyardum. Bütün bu
insanlar, derdim kendi kendime, karılar, kocalar, analar babalar,
kardeşler, evlatlar, dostlar, arkadaşlar, ne kadar tanıyorlar birbirlerini? Bir insan digerini sahiden tanıyabilir mi? Tanıyamaz ve
bunu da bal gibi bilir. Hepimiz biliriz. Ben de biliyordum. Ansızın ölümcül bir hastalık gibi beliren o uzun sessizliklerle yaralanıyor, içimde palazlanan kaygıları zapturapt altına almaya çalışıyordum.