Fatmanur y

Fatmanur y
@Nur145
" Gitmek her vakit terk etmek değildir. Yani ki her gidiş bir terk ediş değildir. Ve hatta gitmek peygamberî bir haldir. Hicrettir gitmek. Yaşamak dediğin dahi gitmektir esasında. Bin gelmek için bir gidilir. Bikirim acı verir gitmek, terk etmek, ırak olmak... Can yakar bilirim. Lakin duman ancak yanan yerde tüter, ocak yanmazsa ısınmaz hanedekiler. İşte burasıdır ocağın, burada yanacak da sensin yakacak da. Yanacaksın ki ateşin diğerlerine de ilişsin, o vakit işte odun ateşiyle değil gönül ateşiyle ısınacaktır âlem. Ve bu ateş çölü de yakar gölü de. Zira odun ateşi söner ama sönmez gönül ateşi.
Sayfa 187
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dışa bakarsan yanılırsın, zira ne cevherler vardır ki bir harabenin içinde, ne nimetler vardır ki kara bir kabuğun içinde... İnsan da bu misal işte... Sırf beden değildir. Öyle zannedersen hata edersin. Zira dış yanıltır, iç yanıltmaz. Yaş gözden aksa da gönülden gelir. İşte bizim derdimiz de ve vazifemiz de içte olanı görmek değil midir? Ve bir şiire yükledi mananın sırrını: " Bu müderris sanmanız dağı keser bostan dizer Belki Hakk'ın sırrıdır, taşı keser insan dizer"
Sayfa 192
Din
Hz.Üsâme'nin Hayatı
"İnsan annesini ya da babasını kaybedince üzülür. Ama onlar şehit olduysa hüznün yanında bir de sevinç yaşar. Çünkü artık cennette onu bekleyen biri vardır. Bundan sonra cennette sevdiğine kavuşmak için dua etmek ve güzel bir hayat yaşamak kalır."
Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlari
Kitap Alıntısı
Tecrid (İdealizm) Prensibi
İslam; mü'minleri nefsâniyetten ve dünya ihtirâsından uzaklaştırıp Rabbânî bir istikâmete yönlendirmek için, maddî hâdiseleri dahî mânevî bir gâyeye bağlayarak, onlara ulvî bir muhtevâ kazandırır. İnsanın, yalnız ibadet ve ahlâka dâir fiilerini değil, bedenî ve beşerî ihtiyaçlarından doğan fiillerini dahî, idealize eder. Meselâ yiyip içmek, insanın biyolojik bir ihtiyacıdır. Fakat İslâm, bu maddî ihtiyacı da idealize ederek onu ibadetlere kuvvet olması niyetiyle, bir ecir vesilesine dönüştürür. İslam'ın idealize etme husûsiyeti, başka hiçbir dünya nizâmında yoktur. Bu sebeple hiçbir sistem, insandaki rûhî açlığı, İslâm kadar tatmin edemez.
Sayfa 143 - Erkam Yayınları
Alıntı
Âlem-Şümûllük ( Üniversalizm ) Prensibi
Arap Peygamberi İftirası Bazı Hristiyan müsteşrikler , güyâ sûret-i haktan görünerek , Hz. Peygamber'i sadece Araplara gönderilmiş bir peygamber olarak göstermiş ve risâletinin şümûlünü daraltmaya kalkmışlardır. Resulullah ( s.a.v ) Efendimiz'in dünyayı teşrifinden sonra Yahudîlîk ve Hristiyanlığın hükmü bittiği hâlde , bunların İslâm'dan sonra da geçerli olduğunu iddia edenlerin de bu sapkın görüşe sahip oldukları anlaşılmaktadır . Hâlbuki İslâmiyet başlangıcından itibaren sadece Arap kavmine değil , bütün insanlığa hitâb etmiştir . Peygamber Efendimiz ( s.a.v ) ; Bizans İmparatoru Herakliyüs'e , İran ( Sâsâni ) Kisrâsına, Habeş Necaşisine , Bizans'ın İskenderiye Vâlisi Mukavkıs'a ve daha birçok kavmin reisine hitâben İslâm'a davet mektupları göndermiştir. Ashâb-ı Kiram tâ Semerkand'a , Çin'e Kafkaslara , Afrika'ya velhâsıl ulaşabildikleri bütün insan toplumlarına hidâyet nûrunu taşımak için uzun yolculuklara çıkmışlar ve birçoğu da gittikleri son noktada defnedilmişlerdir. Vedâ Haccında 120.000 sahâbî varken , Mekke Medine'de medfun sahâbî sayısının 20.000'i geçmemesi bunun açık bir göstergesidir . Nitekim daha Mekke devrinde İslâm , Hristiyan Habeşistan'da yayılmaya başlamıştır. Peygamber Efendimiz'in Habeşli Bilâl , Fârisî Selman ve yahudi Abdullah bin Selâm ve emsali Arap olmayan ashâbı da bunun en bariz şâhididir . Âyet-i kerîmede insanların millet ve kavim bakımından eşitliği şöyle ifade edilmiştir : " Ey insanlar ! Doğrusu Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık . Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabîlelere ayırdık . Muhakkak ki Allah yanında en kıymetli olanınız , O'na karşı en çok Takvâ sahibi olanınızdır . Şüphesiz Allah bilendir , her şeyden haberdardır ." ( el-Hucurât , 13 ) Hadîs-i şerîfte buyrulir: " Ey İnsanlar
Sayfa 128 - Erkam Yayınları
Alıntı