İlginçtir ki Mateo Aleman tarafından iki yüz elli yıl önce yazılan meşhur roman Guzmann de Alfarache'de bu konuya değinen bir paragraf bulunmaktadır: No es necessario para que uno ame, que pase distancia de tiempo, que siga discurso, in haga eleccion, sino que con aquella primera y sola vista, concurran juntamente cierta correspondencia ó consonancia, ó lo que acá solemos vulgarmente decir, unaconfrontacion de sangre, à que por particular influxo suelen mover las estrellas. (İnsanın birine âşık olması için düşünüp tartmasına veya seçim yapmasına yetecek uzunlukta bir zamana ihtiyacı yoktur çünkü ihtiyacı olan tek şey her iki tarafın da ilk ve tek görüşte birbirine karşı uygunluğu ve ahengi yakalaması ya da yıldızlara has bir etkinin ekseriyetle harekete geçirdiği, genel tabiriyle kanlarının kaynaması yeterlidir.) Benzer şekilde sevilen kişinin başka birine yar olmasıyla veya ölmesiyle kaybedilmesi de tutkulu aşk yaşayan kişilerin en büyük acısıdır ve sırf insan bilincinin ötesinde bir yapıya sahip olduğunda âşığı sadece bireysel olarak et-kilemekle kalmaz, özel istencine ve buyruğuna çağrıldığı essentia aeterna'sında yani türün hayatında da saldırıya uğrar. Kıskançlığın bu derece acı verici ve yakıcı olmasının, âşık olunan kişiden vazgeçmenin de fedakârlıkların en büyüğü sayılmasının nedeni budur.