Sığamadık yeryüzü sofrasına. Kibir denizinde boğulmuşuz da haberimiz yok. Değirmenimiz susmuş, unumuz bitmiş. Fırınlarımız da kararmış, kalplerimiz gibi.
Artık burnumuzda sıcak ekmek kokusu yerine kan kokusu var…
İyi o zaman. Ne diyelim? Afiyet olsun…
Dünyaya geldiğimde tek bildiğim
Sevmek, gülmek ve ışığımla parlamaktı.
Büyüdükçe insanlar bana gülmeyi bırakmamı söyledi.
“İlerlemek istiyorsan hayatı ciddiye al,” dediler.
Ben de gülmeyi bıraktım.
“Kalbin kırılmasın istiyorsan, kimi sevdiğine dikkat et,” dediler.
Ben de sevmeyi bıraktım.
“Bu kadar parlak olursan çok dikkat çekersin,” dediler.
Ben de ışığımı yaymayı bıraktım.
Gittikçe küçüldüm.
Sararıp soldum.
Ve öldüm.
Ölümden sonra öğrendim ki
Hayatta en önemli şey
Sevmek, gülmek ve ışıl ışıl parlamak!
Anita Moorjani
İlk üç vişneyi verdiğinde bahçedeki ağaç
Annem sevindiydi hatırlarım.
Ah demişti.
Ah
Üç küçük dünya verilmişti sanki ona.
Annem çok sevinmelerin kadınıydı.
Bazen sevinince annem gibi,
Rengârenk reçeller dizerim kalbimin raflarına.
Annem çok sevinmelerin kadınıydı,
Sıcak yemeklerin.
Başına diktikleri o taş,
Ne zaman dokunsam soğuktur oysa.
Ben okşadığımda ama, ısınır sanki biraz.
İç ses!
Bu bahsi kapa!
Neşet Ertaş’ın bir “düz göğüslü saz” hikayesi vardır. Sazlarını yaptırdığı Tavşancı Hüseyin’den düz göğüslü bir saz ister Neşet. Hüseyin usta yapmaz… Aklına yatmaz nedense. Sazın göğsü bombeli olur çünkü. Neşet de onun çırağına yaptırır. Müthiş bir saz… daha sonra herkes o saz gibi saz ister… Neşet Ertaş, niye düz göğüslü saz istediğini şöyle açıklar:
“Sazların zamanla döşleri çöküyordu… Göğüs çökünce teller yukarıda kalıyor. Kavisli olunca da eşiğin altı yukarıda kalıyor, göğsü aşağıda.
Göğüs çökünce daha içli daha derinden bir ses geliyordu. Oradan hatırlayarak düz göğüslü saz istedim…”
Vicdanımız kuruyor. Babalarını erken kaybetmiş yetim çocukların masum başlarını koyacakları göğüsler çoktan çöktü, farkında mısınız? Göğüs çöktükçe zulüm tepemizde kalıyor. Kavisli ve dolaşık geçmişimizse, bozuk düzenimizin telleri olmuş. Duyduğunuz sesler bu yüzden içli ve bu kadar derinden geliyor.