Ben kitaba başlarken aşırı heyecanlıydım ve beklediğim verimi aldım. Kitap size vaat ettiği her konuyu ince ayrıntısına dek anlatıyor. Küçük bir çocuğun gözünden olması da ayrı ve hoş bir hava katıyor.
Kitabımız 1960 yılları Amerikasında yaşayan küçük bir çocuk olan Scout'ın anlatım tarzıyla yazılmış. Scout, abisi Jem ve babası Atticus ile beraber yaşıyor. O dönem Amerikasında yaşanan ırkçılık olaylarına çarpıcı bir gözden, Scout'ın gözünden şahit oluyoruz.
Asıl olaylar Atticus'un suçsuz bir siyahi adamın avukatlığını yapması ile başlıyor. O dönemki ırkçılık sebebi ile ise mahkemelerde bir siyahi daha önce hiç suçsuz bulunmamış. Çok çarpıcı bir mahkeme sahnesi var. O duyguları iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Kitabımızda bir de Radley ailesi var. Ben okurken en çok Radley'i merakla beklemiştim ama beni tatmin etmedi.
Kitabın yazım tarzına gelirsek betimlemeler insanı sıkmıyor, anlaşılması zor yerleri yok, akıcı ve insanı içine çeken bir kitap.
Ona olan aşkımı asla sözcüklere dökmemiştim, ama eğer bakışların da bir dili olsaydı, dünyanın en aptal insanı bile onun için deli divane olduğumu anlayabilirdi.
Eser Victoria döneminde yazılan ve o dönemi konu alan bir eser.
Konusuna gelirsek ise, bir ev kiralayan Bay Lockwood o topraklarda yaşanmış eski bir olayın merakıyla evin kahyası Bayan Dean'dan olayı dinler. Olay ise bolca entrika, intikam ve aşk içerir.
Bay Earnshaw birgün gittiği yolculuktan yanında bir çocukla döner. Çocuğun adı Heatcliff'tir. Heatcliff evde pek sevilmez ve hor görülür. Bay Earnshaw'ın çocuklarından (Hindley ve Catherine) sadece Catherine Heatcliff'i sever. Zamanla bu sevgi ikisi arasında bir aşka doğru evrilir. Ama bu aşk lanetlidir. Kitap da biz okuyucular olarak Heatcliff'in intikam alma isteğini ve herkese yaşattığı zulmü okuyoruz.
Kitabı okurken bol bol kızdım, üzüldüm ve bunaldım. Evet bunaldım. Çünkü karakterin aşk adı altında yaptığı her şey beni yordu.
Ben kitabı alırken anlatıldığı gibi bir aşk hikayesi okumayı bekliyordum ama kitap tutkulu bir aşkı değil hastalıklı bir takıntıyı anlatıyordu bana kalırsa. İki gencin hastalıklı ilişkisi yüzünden olan bir sürü suçsuz insana oldu. Nefret, intikam, acılar... Kitapta olan bolca duygudan birkaçı. Ayrıca kitap karakter bakımından çok kalabalık olduğundan okurken karıştırılabilir.
Kitap dönemine göre harika bir anlatım tarzı ile yazılmış. Her duyguyu insana yaşatıyor ve karakterler içinize işliyor. Bana göre Uğultulu Tepeler herkesin okuduğunda farklı tatlar alacağı bir kitap. Bolca entrika okumak isteyen ya da o dönem hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkese önerilir!