Nur Ela

Nur Ela
Bütün masalların mutlu sonla biteceğine inandırıldık. Mutsuz sonlara duyduğumuz öfke yüzünden. Fikirlerimiz ve hür irademizle var olmaya.
Ömer Çavuş’la konuşan Mıstık’ın sevimli, çocuksu hali dikkatini çekti. -Mıstık daha önce vapura binmiş miydin? -Binmedim. -Bu deniz ne kadar derindir? -Bilmem; ama koskoca gemileri yuttuğuna göre çok derindir. -Yüzme biliyor musun? -Bilmiyorum kumandanım. -Gemi batarsa, ne yaparsın? -Kelime-i şehadet getiririm.
Sayfa 271 - Ötüken
Tarih
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mahşere kalan sevgiler
“Seninle bir elin parmaklarıydık sanki; ayrılamazdık. Ne çare ki son günlerde içimde beliren kuşku bana ayrılacağımızı söylüyor” diye zihninden geçirdikten sonra resmi özenle zarfa koyup, göğüs cebine soktu ve tekrar tüfeğine sarıldı.
Sayfa 270 - Ötüken
Tarih
Ağladım… ve şehit düşen Kınalı Murat…
Kumandanı’na cevap verememene üzülen anan şöyle diyor. ‘Zabit Efendiye söyle gözümün nuru Murat’ım; sen bizim İsmail’imizsin. Seni biz Allah yoluna kurban gönderdik. Nasıl ki kurbanlık koçlar kınalanıyorsa, ben de saçlarına kına yaktım.”
Sayfa 266 - Ötüken
Tarih
Ezineli Yahya Çavuş…
Oğuz Amca’nın kıpırdayacak hali kalmamıştı. Toza bulanmış kanı yüzünün sol tarafında kurumuş, bir gözünü tamamen kapatmıştı. Sağ gözüyle önündeki cesetlere bakıyordu. Birden Yahya Çavuş’u gördü; yerinden fırladı. Bütün göğsü kalbura dönmüş Ezine’nin kahraman evladı sırt üstü yatıyordu. Eğildi, yakasından tutup: -Çavuş! Çavuş! diye sarstı. Ruhunu teslim edeli epeyce olmuştu. Yüzü, tıpkı uyuyan bir insanın yüzü gibi sakindi. Oğuz Amca cesetten aldığı nemli gözünü Alçıtepe’ye çevirdi; Seddülbahir’deki Türk savunmasının sembolü olan o tepe akşam güneşinde ışıldıyordu.
Sayfa 261 - Ötüken
“Kimbilir ne ana-baba kuzularına mezar olmuştur!… Neylersin ki tarih Kabil’den beri kanla besleniyor”
Sayfa 251 - Ötüken