E

E
Bütün masalların mutlu sonla biteceğine inandırıldık. Mutsuz sonlara duyduğumuz öfke yüzünden.
Sevdiğim kısımlardan
Vahşet veya acıyla değil, onunla bağlantılı olan hakaretle ilişkili olan onursuzlaştırma… O sefer kan beynime sıçradı çünkü en ufak bir fikri bile olmayan bir adamın hayatımı yargılamasını dinlemek zorunda kalmıştım.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar. Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini: Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki? Zerdüşt Böyle Diyordu…
Alıntı
“Hastalığım beni aynı zamanda ölüm gerçeğiyle tanıştırdı. Beni genç yaşlarda öldürecek, tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa kapıldığımı düşünmüştüm bir süre. Ani bir ölümün kapıda beklemesi büyük nimetti: Hiç dinlenmeden çalıştım çünkü yazmam gerekenleri bitirmeden öleceğimden korkuyordum. Sonu felaketse bir sanat eseri daha da büyümez mi? Ağzımda kendi ölümümün tadının olması bana bakış açısı ve cesaret kazandırdı. Bu kendim olma cesaretiydi, önemli olan da bu zaten. Ben bir profesör müyüm? Bir filolog ya da filozof? Kimin umurunda?”
Alıntı
“Evet ,bir hastalığı yenmekten bahsediyorum ama onu seçmeye gelince; bilmiyorum, belki de insan hastalığını seçiyordur gerçekten seçiyordur.”diye cevap verdi Nietzsche. “Kişinin kim olduğuyla ilgili bu. Ruh tek bir bütün olarak çalışmaz. Zihnimizin bölümleri birbirinden bağımsız hareket edebilirler. Belki de ‘ben’ ve benim bedenim zihnimin arkasından iş çeviriyordur. Zihin arka sokakları ve tuzakları sever.”
Alıntı
Arşivimden...
Hiçbir şeyin gizlenmediği bir sohbetin nasıl olacağını merak ediyorsunuz ya, bence cehennemden farksız olurdu. İnsanın kendisini bir başkasına açması ihanete davetiye çıkarmaktır, ihanet de insanı hasta eder değil mi?
Alıntı