Yazarın"hem bir çeşit destan hem de modern bir aşk hikayesi"dediği kitap. Başkahramanımız Mevlüt. Aslında hikaye onun aklındaki tuhaf düşüncelerle ilerliyor. Bir yandan da roman,sizi İstanbul sokaklarına götürüyor. İşte tam da bu sokaklarda satıcılık yapan Mevlüt, bizi o sokaklarda gezdiriyor. Bu gezintiler sadece sokakta değil,kahramanımızın aklındaki düşüncelerde de oluyor. Sabah yoğurt,akşam boza satarak hem geçimini sağlıyor hem de bir yandan okulunu okuyor. Ta ki Rayiha ile tanışana kadar... "Bozaaa" diye bağırdığında adeta o eski zamanlardaki sokakta buluyorsunuz kendinizi. Yazarın bu betimlemeleri ve hikayeyi okuyucuya daha iyi geçirmek için, gerek bozacı gerek yoğurtçu gerek de pilavcı ile röportaj yaptığını da belirtmek isterim. İyi okumalar...