O resmi eve götürüp de duvara astığım anda içimi bir anda darallar bastı … Birilerinin boğazını kesmeyi arzuluyordum sanki … Hayatım boyunca uykusuzluk nedir bilmezdim , gözüme uyku girmemeye başladı… Uyanıkken karabasanlarla boğuşuyordum sürekli. Bunların ne olduğunu ben bile bilemiyorum … Anlatacak söz bulamıyorum. Böylesi hiç başıma gelmemişti. Günlerce bir divane gibi dolaştım. Sürekli korkuyor , tatsız şeyler olmasını bekliyordum. Hiç kimseye sevinç dolu , sevgi dolu , içten bir şey söyleyemeyeceğimi hissediyordum. Sanki hemen yanı başımda beni gammazlayacak bir ispiyoncu oturuyordu.
Ne zaman ki o portreyi verdim , üzerimden sanki dağ gibi bir yük kalktı. Bir anda neşem yerine geldi.
Daireye gitmedim… Tükürmüşüm dairesine !
Yo , dostlar , artık tuzağınıza düşüremezsiniz beni ; o iğrenç kağıtlarınızı evrak defterine kaydetmesi için başkasını bulun siz !
Derken , yargıcılar kurulunda yer alan yüksek bir din görevlisi , herkesi şaşırtan bir değerlendirmede bulundu. ‘Resmin , büyük bir yetenek eseri olduğu belli’ dedi.
‘Ama yüzlerde kutsallık adına en ufak bir şey görülmediği gibi , tam tersine , ressamın fırçasını karanlık güçler yönetmiş gibi sanki , gözlerde İblis’e özgü bir ifade seçiliyor.