Yalanlamak ve reddetmek için okuma.
İnanmak ve her şeyi kabullenmek için de okuma! Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma .Tartmak, kıyasIamak ve
düşünmek için oku!
'İnsanların büyük çoğunluğu yüzmeyi öğrenmeden yüzmek istemez.’
Ne anlamlı bir söz değil mi?
Yüzmek istememeleri doğal,
çünkü karada yaşamak için yaratılmışlardır, suda değil.
Ve düşünmek istememeleri de doğal,
çünkü yaşamak için yaratılmışlar, düşünmek için değil!
Evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa,
bunda ileri bir noktaya ulaşabilir;
ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir
böyle biri ve birgün gelir suda boğulur.
ÇARUDATTA:
Azizim, yoksulluk endişe yuvasıdır. Düşmanlığın farklı bir yönüdür. O dostlardan nefret etmeye neden olur. Akrabalardan ve insanlardan nefret etmeyi tetikler. Insanı ormana çekil- meye zorlar. Insanın karısından bile soğumasına neden olur.
O, kalpte yanan bir ateştir; sürekli yanar ama hic insanı yakıp bitirmez.
Ne fena!
Yoksul kişinin akrabaları onun sözlerini dinlemez, can ciğer dostları ondan yüz çevirir. Yoksulun zorlukları pek çoktur. Onun yaşam feri söner, ay gibi parlayan kişiliği karanlığa battıkça batar. Başkalarının yaptığı kötülük- ler bile onun üzerine atılır.
Yoksul olan utanç duyar utanan kendini kaybeder, kendini kaybeden küçümsenir Küçümsenme dışlanmayı doğurur. Dışlanma üzüntüyü doğurur, kedere boğulur. Kedere boğulan kişi mantığını yitirir, mantıgını yitiren mahvolur.
Ah! Parasızlık her türlü felaketin nedenidir.