Bu kitabı bu kadar sürükleyici kılan ne tam olarak çözebilmiş değilim. Ama serinin devamından daha iyi bir verim alabilmek için ara veriyorum. Sağında solunda övgüler olan, çok satmış kitaplara her zaman mesafeliyimdir ancak bu kitap gerçekten beni şaşırttı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Benim gibi derdi kendisiyle olanlardansanız varoluşçu acılar daha kabul edilebilir geliyordur. Aşkın ızdırabı bana biraz fazla çünkü ben kendimle olan derdimi dahi çözmüş değilim.
Kitap gerçekten çok hızlı bitti. Zaten genel olarak Matt Haig’in kitapları çok hızlı akıyor. Daha önce Gece Yarısı Kütüphanesi ve Yaşama Tutunmak İçin Nedenler’i okumuştum. Onlara kıyasla kendi seviyesinin altında olduğunu düşünüyorum. Genel olarak koskoca sayfaya sadece bir cümle yazılan kitaplardan pek haz etmiyorum. Bu da öyle bir kitaptı. Gerçekten birinin rahatlamak için kendisini teskin ederken yazacağı şeylerden ibaret. Oldukça yüzeysel ama 2021 gibi bir senede yazıldığı düşünülünce bu mantıklı görünüyor.
Üzülerek söylüyorum, okuduğum en kötü kitaplardan biriydi. Bağlamdan belki yüzlerce kez koptum. Tahsin Yücel çevirisi okumamaya yemin ettim. Sayamayacağım binlerce pişmanlık yaşadım. Ama çok şükür bitirdim.
Sartre varoluşçuluğun sözcülüğü görevini öyle başarıyla gerçekleştiriyor ki bana içimde bir varoluşçunun yaşadığını fark ettiriyor.
Uzun zamandır bir kitaba bu kadar yakın hissetmemiştim kendimi. Hiçbir kitabın satır aralarında içimdeki bulantıyı bulamamıştım.
Sartre, Bulantı’da hem kendini buluyor hem de bulduğuna pişman oluyor. Var olmayı bir tiksintiyle karşılıyor ve bunu ustaca dile getiriyor.
Ana karakterimiz
Roquentin, belki bazılarımızın hissettiği var olmanın ağırlığını hissediyor her anında. Var olmanın bir anlamı olması gerekirken o anlamı bulamadığı için varoluşun hiçliğe delalet ettiğini düşünüyor. Yaşadığı her an onun için bir fazlalık sanki. Çoğumuzun günlük hayatın içinde hissettiği tiksintiyi hissediyor, hissettiriyor. Çevresiyle olan tüm bağının sebebi varoluşu olduğundan ve kendi var oluşuna bir fazlalık gözüyle baktığı için her şeyden tiksinti duyuyor. Var olmak onun için sanki bir ceza. Kimimize hastalıklı gibi gelen bu hisler aslında oldukça doğal. Zaman zaman hepimizin hissettiği var olmanın (Sartre’ın deyimiyle varoluşmanın) ağırlığı Roquentin’in omuzlarından ruhumuza
çullanıyor. Jean-Paul SartreBulantı