mısra

mısra
@Nymphaea
Umut mu ? Umut her zaman var. Umutsuzluk diye bir şey yok. Deniz Gezmiş
(…) önemli olan sözlerin yaşantı gücü, kavga gücü, düş gücü.
Sayfa 197 - Can Yayınları
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Duyarlığın çağlar boyu gelişimi incelendiğinde görülecektir ki, şiirini yaratamamış bir toplum ilkeldir; cana kıyıcıdır, insanlık değerlerinden yoksundur, kendi kendinin tutsağıdır. İnsan, şiirini, dilini yarattıktan sonra insanlaştı.
Sayfa 135 - Can Yayınları
Hep sonsuzluk, boşluk içinde yitip giden bir “zaman” sürecidir ömür. Geçişi sonsuz bir gizlilik içindedir.
Sayfa 110 - Can Yayınları
Irkçı bir roman olarak nitelediği Devlet Ana üzerine yapılan tartışmaların, yazarın geçmişini bile zedelediğini ileri sürer: 27 Mayıs ayaklanmasıyla, iktidardan düşürülen eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar da, kalemi, konuyu, anlatımı, mesajı beğenmiş… “Ben bu Devlet Ana’da pek öyle Marksistlik falan görmedim, bir de devleti tutuyor,” demişti. Bayar’ın yanı sıra, o dönemde, bütün tutucu ve gericilerden başka ırkçıların dahi (Nihal Atsız vb.) Devlet Ana’yı pek beğenmesi, iyiye işaret sayılamaz. Bu durumda Kemal Tahir, cezaevlerinde 12 yıl boşuna yatmış denebilir.
Sayfa 93 - Can Yayınları
Yargılarını gerçek bir temele dayandırırken inandırıcı tanıklıklara başvurmaktadır. Orhan Kemal, kendi sanat tutumunu açıklarken karşılaştırma yapma gereksinimiyle, bu konuya değinmiştir: Kemal Tahir gibi, yaşamadan yazmadım. Kemal Tahir’in romanları, köyde yaşamadığı için köyü görmediği için, nazarî yazılmış romanlardır: Kemal Tahir köyü bilmez. Hele köylüyü hiç bilmez. Sevmez onları. Çankırı, Malatya, Çorum hapishanesinde tanımıştır köylüyü. Oku Köyün Kamburu’nu, Yediçınar Yaylası’nı… Ben çok iyi bildiğimi yazmak isterim. Yazmak için, görmeliyim, yaşamalıyım…
Sayfa 92 - Can Yayınları