Ne saçma bir dünyaydı yahu. İnsanların tuhaf duyguları, gizlilik, her insanın kendi içinde saklı olması, bir şey isteyip daima bambaşka bir şey elde etmesi, belli bir şey vermek istemesi ama daima bambaşka bir şey vermesi. Peki, gülecekti.
Olan basitçe şundan ibaret: Kitabın hayattaki yerine, sadece kitap fikrine dahi saygınız, kağıda ve matbaaya inancınız varsa, herhangi bir kitabın bir sayfasını bile yakamazsınız. Donsanız, kendiniz bir parça yazı yazmaya çalışıyor olsanız bile. Yapamazsınız. Çok zordur.
O kadar kötü yazılmıştı ki, bu özelliği onu çekici hale getiriyordu. İlk fırsatta bütün kitabı okumaya karar verdim. Genç bir yazarın kötü yazarlarımızdan öğreneceği çok şey var.
Şehirde yürümeye başladı, ne yana gideceğini bilmeden, neden orada olduğunu anlamadan, bir daha eve nasıl dönerim korkusuyla, düşünebildiği tek şey gerçekliğin dehşet verici pisliği, insanın ebedi bayağılığı, bütün insanlığın sahteliğiydi.