“Bu, iyiliğin beklentisinin çekiciligine kapılmaktan ziyade fenalık korkusu altında, hayatta aşağı seviyede çalışanların bir yazgısıdır; Övgü alma umudu olmadan kınamaya maruz kalma; başarının alkışlanmadığı ve sebatle çalışmanın ödüllendiriilmediği bir yerde başarısızlıktan aşağılanmak ya da ihmalkârlıktan cezalandırılmadır.
Sözlük yazarları bu mutsuz ölümlüler arasındadır.”
Evrim Ağacığının bütünlüğünde kendine ayırıp Özne olmaya yeltenmesiyle bedeninde kaybettiği bilgiyi dilinde inşâ etmek Homo sapiens türünün yazgısı haline gelmiştir. İnsanın sürekli konuşmasının, öyküler anlatmasın ve hatta dilin nedeni budur. Kendisi, dünya ve diğer her şey hakkında hikayeler, masallar, mitler anlatması da bundandır. Çünkü ölümlü bedene karşı olumsuz öyküler icat etmek göbek bağından düğümlenen sızıyı biraz olsun hafifletir. Yalnız olmadığını da bu öyküler sayesinde hisseder insan.