* Muhabbet ise, sevdiğin şey, ya seni tanımaz,
Allah'a ısmarladık demeyip gider.
-Gençliğin ve malın gibi.-
* Ya muhabbetin için seni tahkir eder.
Görmüyor musun ki, mecazî aşklarda yüzde doksandokuzu, maşukundan şikayet eder.
Çünki Samed âyinesi olan bâtın-ı kalb ile Sanem-Misal Dünyevî Mahbublara perestiş etmek,
O mahbubların nazarında sakildir ve istiskal eder, reddeder.
Zira fıtrat, fıtrî ve lâyık olmayan şeyi reddeder, atar. (Şehvanî sevmekler, bahsimizden hariçtir.)
Bu önemli bir sözdür çünkü bu kitapta tartıştığımız negatif duyguların gündelik hayatta tibbileştirilme tehlikesiyle karşı karşıyayız, tüm bu duyguları sanki ilaçlarla “iyileştirilmesi gereken❞ hastalıklarmış gibi tedavi etmeye çalışıyoruz.
Örneğin, Allan V. Horwitz ve Jerome C. Wakefield, birlikte kaleme aldıkları The Loss of Sadness (Üzüntü Kaybı) adlı kitapta üzüntünün normal bir duygu olduğunun yavaş yavaş unutulduğunu ve üzüntünün tıbbi depresyon kavramının içine dahil edildiğini savunuyorlar.
Ben seni hayatın müddetince güldürmeyi vazife telakki ederim.
Sana Almanca öğretmek benim de emelimdir. Müşterek bildiğimiz bir lisanda kitaplar okumayı ne kadar isterdim.
Sana gönderdiğim resimdeki kitaplar maalesef hep Almancadır, fakat bundan sonra her ay bir sürü de Türkçe kitap alırız, beraber okuruz.