Özge Uzun Güney

Özge Uzun Güney
7/10
·664 syf.··
2024 82. kitabı
Uzun zamandır ingilizce baskılarını görüp merak ettiğim bir kitaptı. Çıktığı ilk günlerde aldım ve 3 gün içinde okudum. Yazarı Haşhaş savaşı serisiyle tanıyorum. Okudum o seriyi ve yazarın gerçekten okuyucuya acımasız davrandığını biliyorum. Bunun farkında olarak temkinli okumaya başladım. ilk sayfalar sanırım ilk 150 sayfa bana inanılmaz derecede kral katili güncesini anımsattı. Rüzgarın adı sevdiğim bir kitaptır ve bence yazım tarzı olarak esinlenmiş gibi. Sorun yok olabilir. Önce olumsuz yönlerinden bahsedeceğim Bence kitabın en büyük sorunlarından biri dipnotlar. ilk başlarda okudum ama sonra sürekli bölündüm ve sıkıldım ana hikayeye odaklandım. ikinci sorun ; kelimelerin anlamlarını çok uzun yazmış olması. Detaycılığı mükemmel ama bazen okurken sürekli sözlük hissi vermesi hoşuma gitmedi. üçüncü sıkıntı gerçek coğrafyada geçmesi aslında benim hoşuma gitmedi. İngilizleri baya baya canavar olarak algılıyoruz. Öyle bile olsa ben fantastik kitaplarda farklı ve hayali medeniyetler üzerinden anlatımı daha incelikli, buluyorum o zaman aaa bence bu ülkeyi kastediyor diye düşünüyor okuyucu. konusu ise şöyle; Kolera salgınına yakalanmış bir ailede tek hayatta kalan fert olan Robin İngiliz prof Richard Linton Lovell tarafından kurtarılır. Önce doktora, sonra terziye sonra avukata derken artık Robin'in bir vasisi vardır. Ondan tek isteği çok çalışması ana dilinde düşünmeyi unutmadan Latince , yunanca ve ingilizceyi de muhteşem derece öğrenip Oxford'da Babil kulesinde çevirmenlik bölümünü kazanması. Devlete hizmet etmesi. Bu eğitim sürecinde sıcacık bir dostluk kurar Robin Letty, Rami ve Vivtoria ile. Robin'in Çin'deki ilk ismini öğrenemedik ama O'nu sevdim. Özellikle duygularına ortak oldum. Robin, kötü kararlar alma eğiliminin artmasına rağmen sempatik bir
BabilR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20241,945 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
1/10
·552 syf.··
2021 74. kitabı
Bu ülkede yetkili biri olsaydım kesinlikle toplatıp yasaklayacağım kitaplar arasında olurdu. Böylesine ayrılıkçı bir anlatım böylesine bir nefret dili görmedim. Açık bir kadınsanız 'satılık, fahişe, teşhirci' oluyorsunuz. Yazarın açık kadınlara ya özentisi var ya da aşırı bir nefreti var galiba. Kitapta 30-40 kere 'mini etek' geçiyor. Neden? Bilal'in annesi ile ilişkisi beni öldürdü, Freud mezarında ters döndü, bu nasıl bir saplantı ve bunu nasıl normal gibi anlatır aklım almadı. Kitapta 'seni sosyalist, komünist aşağılık' diye aşağılamaya çalışıp da Huzur Sokağı'nda tam bir komün kurulması da böyle bir yazarcık'a yakışan bir çelişki olurdu zaten. Bir diğer konuda İslâmiyetin Hz. Muhammed döneminden daha hızlı yayılması. Maşallah ne ikna kabiliyeti varmış bu insanlarda. Zira biri bana kitaptaki gibi 'şu kılığına bak, Batı özentisi, pantolonlu bilmem ne' dese değilsem bırak müslüman olmayı saçını başını yolarım onun :)) Biz açık kadınlar gördüğümüz her erkeği baştan çıkarmaya çalışmıyoruz, inanmazsınız ama çoğunlukla iyi hissetmek için güzel giyinip makyaj falan yapıyoruz. Kitabı okuyup da yanlış algılara düşmeyelim... Çok çok sinirliyim ben okudum siz okumayın. Berbat ötesi berbat...
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,4bin okunma
Ah şu yarışma olmasa…
1/10
·552 syf.··
2023 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2023 22:07
Evet, yarışma olmasa okumazdım sanırım. Gerçi okumadan yorum yapmaya karşıyım ama bu kitaba karşı ciddi önyargılarım vardı. Kırıldı mı önyargılarım? Hayır. Aksine, iyice bilendim. Tabi ki kitabın yazıldığı dönemi düşünerek, bilerek okumak ve yorumlamak gerekiyor ancak biz bu şekilde okusak bile yazarımız karşı çıktığı durumun aynısını kendisi de yapmış. Hem de çok sert ve kötü bir dil kullanarak. Bugüne kadar okuduğum hiçbir kitapta böyle sivri dil görmedim. Sivri dil ifadesini yazarken bile kitapta geçen ‘çatal dilli yılan gibi’, ‘adeta yılan gibi tıslayan sesiyle’ vb. ifadeler geldi aklıma… O ne kötü bir dil ve üslup öyle ya… Desteklediğin görüşe kimse bir şey demiyor ama bir yandan desteklerken diğer yandan da sana yapılanın aynısını yapmışsın sayın yazarımız… Ne farkın kaldı? Kalem kılıçtan keskindir’i sen epey yanlış anlamışsın… Kitapta anlatılan İslamî inanç, bence hiç de gerçek İslam falan değil. Bunu kim söyleyip destekliyorsa, bir daha düşünsün derim. Çünkü bizim inandığımız İslam böyle bir din değil. Şöyle söylesem daha doğru olur: Bu kitap hiçbir inanmayanı inanan insan haline getirmez. Aksine daha çok inanmamasına yol açar. İnanan insanları da ‘eğer bunun anlattığı doğruysa ben inanmayayım daha iyi’ dedirtir. Kitabın baş karakteri Feyza, resmen peygamber hüviyetine bindirilmiş artık. Rüyasında Hz. Ömer’i görmeler falan… Aman Allah’ım, erenlere karıştı resmen Feyza… Düşüncede kibir, kibrin en kötüsüdür. Ayrıca, İslamî yaşayış tarzına sahip oldu diye, hakkını aramayan, her türlü kötülüğe sessiz kalan, amiyane tabir ile, eziklenen bir Feyza var kitapta. Kadının başına gelmeyen kalmadı ama o, İslamî yaşayış tarzına sahip diye bütün bunlara sessiz kalıyor. Bizim dinimizde ‘haksızlığa karşı susan dilsiz yılandır’ değil miydi? Üstelik, örnek aldığını zannettiği
1000Kitap
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,4bin okunma
1/10
·552 syf.··
2023 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2023 19:02
Yazar, fikirlerini yansıtmak için değil de yaşayamadıklarına öfkesine kusmak için bu eseri kaleme almış gibi. Kapısından bile geçmediği üniversite hayatını yalan yanlış bilgilerle anlatmış. Kitap boyunca en az 100 kez kullandığı mini etek kavramı artık insanı bıktırıyor. İnsanların dönüşümleri psikolojik alt yapısı hazırlanmadan pat diye gerçekleşiyor. Mesela kızına kapıyı açan bir baba anında iman dolu oluyor. Yolda yürüyen biri, kahve içen bir kadın, okuldan eve giden bir öğrenci beş dakikada göz yaşları içinde hiçbir psikolojik temeli olmadan günlük hayatın akışına aykırı bir biçimde Müslüman oluyor. Yazar kendi yarattığı karakterlerine karşı asla objektif değil. Değerlendirmeyi okura bırakmak yerine tüm nefretini yansıtıyor. Geçmişte birçok genç kızı etkisinde bırakan kitap, günümüzde iman sahibi olmak isteyen genç kızlarımızı dinden ziyadesiyle soğutacaktır. Çünkü herkesi kucaklayan İslam anlayışına çok uzak kalmış kitap. En ufak bir edebî değeri olmayan bu kitabı yarışma kitabı olmasaydı daha birinci sayfadan bırakırdım. Hangi görüşte olursanız olun zaman kaybı.
Huzur SokağıŞule Yüksel Şenler · Timaş Yayınları · 202518,4bin okunma