Yazıma konudan bağımsız bir düşünce ile başlamak istiyorum. Popülarizme karşı bir ön yargı beslemiyorum. Popüler kültürün bazı yazarları, kitapları ya da başka ürünleri abartabildiğinin, amacından saptırabildiğinin farkındayım. Yine de bazı insanlarda olduğu gibi popülarizme kurban gitmiş eserlere ön yargı beslemem, uzak durmam hatta çoğunlukla severim. Sırf popüler ya da sığ diye eleştirme peşinde değilim. Her ürünü amacına göre değerlendirmeye çalışırım. Yazarın Fi-Çi-Pi serisini de okumuş, beğenmiş hatta tavsiye etmiştim. Peki ne oldu da beni bu derece hayal kırıklığına uğrattı? Şunu da belirteyim. Fi-Çi-Pi de de her şey mükemmel değildi. Empoze edilmeye çalışılan bazı fikirler rahatsız edici olsa da genel manası ile kurgu ve çekici karakterlerle görmezden gelinebiliyordu. Ama daha sonra yazarın mesleğimin ünvanını haksız bir şekilde kullanması, bilgisinin olmadığı konularda yaptığı açıklamalar kendisinden soğuttu. Belki yaşadığım hayal kırıklığında bunların da bir miktar etkisi vardır.
Nereden başlasam? Öncelikle bir kurgu belli bir mesajı iletmek için yazılabilir. Düşündürücü mesajı olan hikayeleri severim. Ama bunu bir okuldaymışçasına yapmak sanata sığmaz diye düşünüyorum. Bilgiyi kurguya başarılı bir şekilde yedirebilmek yetenek ister. Bu konuda başarılı olmazsanız da burada olduğu gibi yapay ve zorlama bir kurgunuz olur. Yazar en başında kronolojiye uymadığını söylemiş zaten. Ne kadar mantıklı olduğu tartışılır olsa da bu konuya takılmadım fazla. Ben sanat için süslü cümlelere ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Özellikle çarpıcı bir konuyu sade, sert yalın bir dil ve sağlam bir kurgu ile birleştirirseniz harika bir sanat eseri elde edebilirsiniz. Burada olan ise gerçekten kötü bir kurguya sanat yapabilmek amacı ile yapay bir dilin birleştirilmesi olmuş. Çok