Zaten insanlar mutsuz olmadıkça başkalarının mutsuzluğunu anlamıyor. Mutsuz bir insanın hassasiyeti çok daha kuvvetli oluyor.
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
...Ve Silvestre bu yararsızlığa karşı çıkıyordu, ilginç olan yaşamın yararsızlığıydı. Yaşam her saat yararlı olmalıydı, kendini oraya buraya yansıtmalıydı. Yaşama tanık olmak hiçbir anlama gelmiyordu. Yaşama tanık olmak ölmekti.
"Büyüyünce mutlu olmak isteyeceksin. Şu anda mutluluğu düşünmüyorsun ve tam da bu nedenle mutlusun. Düşününce, mutlu olmak isteyince, mutlu olamazsın. Sonsuza dek. Mutlu olma arzun ne kadar güçlüyse, o denli mutsuz olacaksın. Mutluluk fethedilen bir şey değildir. Sana öyle olduğunu söylecekler. İnanma buna. Mutluluk vardır ya da yoktur."
...Şair, mutfak masasındaki kırıntıları avcunda toplarken sabahı, öğleni, akşamı, masada oturanların geçmişini toplar. Pencerenin önüne serper sonra onları.
Yakın tarihimizi en iyi serçeler biliyor.
Sessizlerin, anlatmayı bilmeyenlerin, o iyi cevabı hep olaydan sonra evde düşünenlerin, insanların hikâyelerini merak etmediği o kişilerin yüzleri diğerlerinden daha anlamlı, daha dolu değil mi? Sanki anlatamadıkları hikâyelerin harfleriyle kaynaşıyor bu yüzler, sanki sessizliğin, ezikliğin, hatta yenilginin işaretleri var onlarda. Kendi yüzünüzü de düşünmüştünüz değil mi bu yüzlerin içinde? Ne kadar kalabalığız hepimiz, ne kadar acıklıyız hepimiz; ne kadar çaresisiz çoğumuz!
Ahlak dersi veren erkekler genellikle ikiyüzlüdür, ahlak dersi veren kadınlar ise mutlaka çirkin.
Günümüzün ahlakı, insanın çağının ölçütlerini kabullenmesinden ibaret. Bana kalırsa, kültürlü bir insanın çağının ölçütlerini kabullenmesi ahlaksızlığın dik alası.
Sayfa 5 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu