Princeton'daki bazı fizikçiler, evrenimizin belki de 13,7 milyar yıl önce iki devasa membranın çarpışmasıyla ortaya çıktığını düşünmektedir. O dehşet verici çarpışmadan doğan şok dalgalarının evrenimizi yaratmış olabileceğine inanmaktadırlar. İşin dikkat çekici olan yanı, bu garip fikrin deneysel sonuçları araştırıldığı zaman, elde edilen bilgilerin şu anda Dünya çevresinde dönmekte olan WMAP uydusunun gönderdiği sonuçlarla örtüştüğünün görülüyor olmasıdır. (Buna "Big Splat - Büyük Şapırtı" kuramı adı verilmektedir).
Bir gerçek, çoklu evren kuramının lehinde görünmektedir. Doğanın sabitlerini incelediğimiz zaman, bunların yaşam için çok ince bir şekilde "akort edildiğini" görürüz. Eğer nükleer kuvvetin şiddetini arttıracak olursak, yıldızlar yaşamın başlamasına izin vermeyecek kadar büyük bir hızla yanmaya başlar. Nükleer kuvvetin şiddetini azaltacak olursak yıldızlar yanmaya başlayamaz ve yaşam ortaya çıkamaz. Kütleçekiminin şiddetini arttırırsak evren hızlı bir Büyük Çöküş ile ölür. Kütleçekiminin şiddetini azaltırsak evren hızla genişleyerek Büyük Donmaya ulaşır. Aslına bakılacak olursa, doğanın sabitleri ile ilişkili olan ve yaşamın ortaya çıkmasına yol açan bir sürü "kaza" vardır. Öyle görünüyor ki evrenimiz hepsine de yaşam için "ince ayar" yapılmış pek çok parametreden meydana gelen bir "yaşama elverişli bölge" içerisinde bulunmaktadır. Böylece, ya evrenimizi yaşam için "tamamen uygun" olacak şekilde seçen bir Tanrının var olduğu sonucuna ulaşırız, ya da ortada çoğu ölü olan milyarlarca evren bulunmaktadır. Freeman Dyson'un söylediği gibi, "Evren, bizim gelmekte olduğumuzu biliyormuş gibi görünmektedir."
Cambridge Üniversitesi'nden Sir Martin Rees, bu ince ayarın aslında çoklu evren için ikna edici bir kanıt olduğunu yazmıştır. Yaşama olanak sağlamak