İstanbul Teknik Üniversitesi rektörlerinden Prof. Dr. Mustafa İnan'ın vefatının ardından TÜBİTAK'ın kendisi hakkında bir kitap çıkarma fikrinden hareketle, Mustafa İnan'ın oğlu Hüseyin İnan, bir önceki sene Tutunamayanlar romanı ile TRT Roman Ödülü'nü kazanan ve babasının eski öğrencilerinden olan Oğuz Atay'a sorar: "Bu kitabı yazar mısın?" Atay, bu fikri ilginç bulur ve kabul eder. Eski hocasının ailesiyle, dostlarıyla konuştuktan sonra da ortaya böyle bir kitap çıkartır.
Mustafa İnan'ın bilimsel başarılarını anlatacak değilim; bu bilgilere her yerden ulaşabilirsiniz. Yalnız, kişiliği bağlamında anlatılacak çok şey olduğu aşikar. Bir mühendis olmasına rağmen el becerisinin hiç olmayışı, girdiği her ortamda anlatacak bir hikayesinin oluşu, arkasından kötü konuşan tek bir kimsenin olmaması önemli noktalar. Eşi Jale İnan'ı tavlarken, utancından Türkçe konuşamamış ve bir kibrit kutusunun arkasına Almanca "Evet mi hayır mı?" diye yazmış. Sanırım duyduğum en ilginç flört teklifi buydu:)
Bir mühendise oranla Türkçe bilgisi ve edebî sanatlara olan tutkusu da enteresan. Kelimelerin kökenlerini araştırmayı çok seviyor. Kelimeler üzerinden çok çeşitli konular arasında ilginç bağlantılar kurabiliyor. Anlatacak o kadar çok şeyi varmış ki, kendisinin olmadığı bir sohbet ortamında insanlar dönüp dolaşıp "Mustafa bu konuda şöyle demişti." derlermiş.
Düşünmeyi, düşündürtmeyi, öğrenmeyi ve öğretmeyi çok severmiş. Herkes onun için "doğuştan hocaydı" dermiş.
Bir bilim adamının romanı, Mustafa İnan adında harikulade bir bilim adamını, Oğuz Atay'ın kaleminden okuyarak tanıma şansına sahip olacağınız bir eser. Şiddetle tavsiye ediyorum.