Obey

Obey
︎ Göründüğüm gibi, konuştuğum gibi, yaşadığım gibiyim ama düşündüğün gibi olmaya bilirim... ︎!? ︎
sert gerçekçi sinir bozucu filmler .. “rahatsız etmek için değil, insanın içini kemirmek için sert olan” filmler başka bir kategori gerçekten. çünkü bazı filmler şok eder geçer; bazıları ise bittikten sonra günlerce kafanın içinde dönmeye devam eder. o damar için birkaç ağır film: — come and see savaş filmi değil, savaş travmasının direkt sinir sistemine yüklenmiş hali. belarus'ta nazi katliamlarını bir çocuğun gözünden anlatıyor. film ilerledikçe ana karakterin yüzünün fiziksel olarak yaşlanması bile insanın içine oturuyor. “insan medeniyeti aslında ne kadar ince bir kabuk?” sorusunu bırakıyor. — threads nükleer savaş sonrası dünyanın nasıl çökeceğini aşırı gerçekçi anlatıyor. korku filmi değil ama izleyince hayat enerjisi emiliyor. en sert tarafı şu: hollywood dramatizasyonu yok, tamamen bürokratik ve sıradan insanların gözünden çöküş. — irreversible gaspar noé filmi. evet aşırı sert ama olayı sadece şok değil. zamanın geri sararak anlatılması yüzünden “geri alınamayan bir anın bütün hayatı yok etmesi” hissini yaşatıyor. insanın içine çivi gibi giren bir nihilizm var. — funny games michael haneke direkt seyirciye sinir oluyor gibi film çekmiş. şiddeti eğlenceye dönüştüren izleyici kültürünü tokatlıyor. “neden bunu izlemek istiyorsun?” diye sana saldırıyor resmen. — prisoners modern çağın ahlak testi gibi. çocuğun kaybolması sonrası “iyi insan” maskesinin ne kadar hızlı düştüğünü gösteriyor. hugh jackman'ın çaresizlik performansı çok ağır. — requiem for a dream uyuşturucu filmi diye geçiyor ama aslında “amerikan rüyası bağımlılığı” filmi. herkes bir şeye bağımlı: televizyona, sevgiye, başarıya, maddeye. finali resmen ruh ezici. — the hunt toplum linci üzerine en korkunç filmlerden biri. tek bir suçlama ile bir insanın sosyal olarak nasıl yok edildiğini
Reklam
"En büyük devrim her şeye rağmen yaşamaktı. Gülmek ise her karanlığa şafaktı.." Sahte olan her şeyden uzak dur,özellikle de insanlardan. Seni birilerine dönüştürmelerine izin verme! Derinliğimde boğulmadan sorularımda kaybolmadan korkularımda yok olmadan gör beni.. Sahte olan her şeyden uzak dur,özellikle de insanlardan. Seni birilerine dönüştürmelerine izin verme! 'Binlerce yıldır birbirini öldürmekten vazgeçmeyen bir türdü insan..' 'Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil. Gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil. Hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil. Beni Gör. Derinliğimde boğulmadan, Sorularımda kaybolmadan, Korkularında yok olmadan, Gör beni.' Birde fiziksel olmayan intihar var ki güzel kızım cenazen mezarlıkta değil kafanın içinde.. ...peki ya kalbin ne kadar dışarıda? Temkinli davranmak ve kendimizi korumak akıllıca, buna itirazım yok ama en büyük tehlike duygularımızda kaçtığımızda çıkıyor ortaya.
Puan vermedi
"En büyük devrim her şeye rağmen yaşamaktı. Gülmek ise her karanlığa şafaktı.." Sahte olan her şeyden uzak dur,özellikle de insanlardan. Seni birilerine dönüştürmelerine izin verme! Derinliğimde boğulmadan sorularımda kaybolmadan korkularımda yok olmadan gör beni.. Sahte olan her şeyden uzak dur,özellikle de insanlardan. Seni birilerine dönüştürmelerine izin verme! 'Binlerce yıldır birbirini öldürmekten vazgeçmeyen bir türdü insan..' 'Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil. Gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil. Hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil. Beni Gör. Derinliğimde boğulmadan, Sorularımda kaybolmadan, Korkularında yok olmadan, Gör beni.' Birde fiziksel olmayan intihar var ki güzel kızım cenazen mezarlıkta değil kafanın içinde.. ...peki ya kalbin ne kadar dışarıda? Temkinli davranmak ve kendimizi korumak akıllıca, buna itirazım yok ama en büyük tehlike duygularımızda kaçtığımızda çıkıyor ortaya.
Gör BeniAkilah Azra Kohen · Everest Yayınları · 202019,3bin okunma
kaldırımlar sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.yolumun karanlığa saplanan noktasında,sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.in cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;biri benim, biri de serseri kaldırımlar.içimde damla damla bir korku birikiyor;sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;iki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi... // necip fazıl kısakürek
aslında yaprak sıkılmıştı ağaçtan.....bahaneydi sonbahar. "iyi insanlar iyi atlara binip gitti." her gecenin sonunda sabah her umudun başında allah var.. ölüm güzel şey: budur perde ardından haber... hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?... söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda... ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti, "iyi insanlar iyi atlara binip gitti." insanoğlu kendi varından yoksun her ağızda fanilik dırıltısı; sonunda tek bir şarkı tabutun gıcırtısı. ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar. ne de şeytan, bir günahı, seni beklediğim kadar. geçti istemem gelmeni, yokluğunda buldum seni; bırak vehmimde gölgeni gelme, artık neye yarar? affet...! göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten, affet senden habersiz aldığım her nefesten... lafımın dostusunuz, çilemin yabancısı, yok mudur, sizin köyde, çeken fikir sancısı? hasretim, her tümseğin, her çatının ardında;kelimenin üstünde, cümlelerin altında... gönlüm uçmak dilerken semavi ülkelere, ayağım takılıyor yerdeki gölgelere.. rahmetyaradan, rahmetini kahrından üstün saydı;ne olurdu halimiz, gözyaşı olmasaydı?
Reklam