Cüneyt Beşirli

Cüneyt Beşirli
@Oblomov94
Kültürel Bir Abide
Puan vermedi·212 syf.··
2023 38. kitabı
Fuad Köprülü, ‘‘Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut’u öbür gözüne koyarsanız, yine Dede Korkut ağır basar.’’ ifadesini kullanırken Dede Korkut Destanı’nın bütünüyle Türk kültürüyle yoğurulduğunu, Türk tarihinin önemli dönüm noktalarının eserde güçlü bir şekilde aksettiğini işaret eder. Dede Korkut Destanı’nın bu aktarım gücü, destanın geniş bir zaman diliminde yankılanmasına bağlıdır. Destan, M.S. 3-4. yüzyıllarda Türkistan coğrafyasında, Türk boylarının çekişmelerinden, günlük yaşamlarından yansıyan parçalarla beslenirken Türklerin 7. yüzyılın sonlarından itibaren İslam’ı benimsemeye başlamaları sonucunda, boyların batıya göçleri hız kazanmıştır. Dede Korkut Destanı’nı oluşturan hikâyeler de fertlerin hafızasında, İslami ögelerle kaynaşarak yeni bir coğrafyaya, Kuzeydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Kafkaslar’a intikal etmiştir. Asırlarca sözlü olarak aktarılan hikâyeler, 16. yüzyılın başında adı bilinmeyen bir sanatçı tarafından yazıya geçirilmiştir. Dede Korkut Destanı, Türk milletinin ruhunda, yaşayışında meydana gelen farklılıkları göstermesiyle bir tarih vesikası olarak da görülebilir. Orta Asya’nın coğrafi şartları ve boylar arasındaki mücadeleler sebebiyle Türkler çetin bir yaşam sürmekteydiler. İslamiyet öncesi Türk destanlarında Alp tipi, bu zorlukların neticesinde ideal bir tip olarak ortaya çıkmıştır. Alp kişisi, her türlü zorluğa göğüs geren, zorlu çatışmalardan galip çıkan bir karakterdedir. Dede Korkut Destanı’nda da Alp tipinin örnekleri Basat’ın ve Boğaç Han’ın şahsiyetlerinde gözlemlenir fakat İslamiyet öncesi Türk destanlarına göre, kahramanlar manevi gücün denetimine daha fazla girmişlerdir. Basat, Tepegöz ile savaşırken, gücünün tükendiği bir noktada Allah’a sığınarak bir çıkış kapısı bulmuştur. Boğaç Han, babası tarafından
Dede Korkut KitabıMuharrem Ergin · Boğaziçi Yayınları · 20002,057 okunma
Reklam
Çırpınıp İçinde Döndüğümüz Dünyada Denemeler
Puan vermedi·104 syf.··
2022 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2022 02:30
Bir deneme kitabının, okurunun nezdinde başarılı bulunması için gerekenler nedir? Şüphesiz bu sorunun değişen cevapları olacaktır. Yazarın dünya görüşünü anlamak, iç dünyasına dair fikir sahibi olmak, kişisel yaşam öyküsünde önceden bilinmeyen detayları yakalamak... Bu konuda kendi düşünceme gelecek olursam, yukarıda saydığım noktaların önemini elbette yadsımıyorum fakat benim için bir deneme kitabını farklı kılan husus, yazarın üslubunu bir ''yolculuk vasıtası'' şeklinde kullanabilmesidir. Yazdığı dili, kendi açtığı yoldan esneterek, bağlamı özelleştiren bir yazarın denemelerini okuduğunuzda, ipin ucu mutlaka size de dokunuyor. Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya, Şükrü Erbaş'ın yakın tarihte çeşitli konularda kaleme aldığı metinlerden oluşuyor. İnce bir kitap olmasına karşın, yazarın gönül yorgunlukları, hayal ettiği dünya düzeni, şiir hakkındaki teknik görüşleri ve güncel siyasi çalkantılara kadar uzanan geniş bir penceresi var. Benim asıl üzerinde durmak istediğim kısım ise bahsettiğim ''üslup'' mevzusu. ''Eğer içimizde bir gönül kaldıysa; masal dinleyen, şarkı söyleyen, şiir okuyan, sulara bakan, kuşlara gülen, ağaçları kucaklayan, yalnızlıkla ürperen bir gönül, dünyamız insanın gövdesinde yeniden filizlenmeye başlayacaktır. Yoksa yaşadığımız gezegen hepimizi bir taş masalına çevirecek.'' Kitabın 14. sayfasında geçen bu bölümü tekrar tekrar okudum ve aralıklarla düşünmeye devam ediyorum. Burada geçmişi yüceltmeyeceğim, nitekim insanlık tarihine baktığımızda, öncesinde masalların taşlaşmadığını, canlı ve sağlıklı bir akış içinde devam ettiğini söylemek pek mümkün değil. Yine de yazdığım alıntı bende gelecek adına ''taşın ucunu bir yerden kırabilir miyiz?'' merakını uyandırdığı için önemli. Beni bir düşünce yolculuğuna çıkardığından, aynı şekilde kıymetli. Muhtemelen
Çırpınıp İçinde Döndüğüm DünyaŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20216,1bin okunma
10/10
·100 syf.··
2017 130. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2017 20:02
Tolstoy'un, geçici olarak yolculuk yaptığımız dünyayı, ebedi yuvası olarak addeden, sayılı günlerini toplum nezdinde yüksek bir konuma gelmek uğruna feda ederek yaşamayı unutan insanları uyardığı 83 sayfalık vurucu bir kitap. İvan İlyiç; geleceği parlak, başarılı bir mahkeme üyesidir. Mesleğinde ilerledikçe paraya olan açlığı artan, bitmez tükenmez hırslarının boyunduruğu altında yaşayan İlyiç; kendisi ve ailesi için son derece lüks, pahalı bir ev döşer. Daha sonra ansızın ağır bir hastalığa yakalanmasıyla birlikte, ölümün bütün maskeleri düşüren kesinliği, evinin gösterişli duvarlarını parçalar. Yaşadığı hayatı sorguladıkça, gerçekten nefes aldığı günlerin sadece çocukluğunda kaldığını fark eder ve acıları dayanılmaz bir hal alır. Sayfaları çevirdikçe, İvan İlyiç'in yitip giden yaşamına onunla birlikte üzüldüm. Kitap bana kendi yaşamımı henüz ölüm döşeğine düşmeden sorgulattı. Sanıyorum ki Tolstoy'un bu kitabı yazarken amaçladığı da buydu. İvan İlyiç'in Ölümü'nü okuyan herhangi biri, mevki arzusuna yenilip hayatını teslim etmez diye düşünüyorum.
Edebiyat
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
10/10
·152 syf.··
2017 113. kitabı
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Daha önce 1984 kitabını okuduğumda Orwell'in içinde yaşadığımız ülkeyi, hatta dünyayı kusursuz bir şekilde resmedişine hayran kalmıştım. O sebeple kitabı elime aldığımda beklentim yüksekti ve beklentimi fazlasıyla karşıladı. Kitap aslında Stalin dönemi Rusya'sının bir eleştirisi olmasına karşın, güncelliğini fazlasıyla korumaktadır ve bence bu güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyecektir. Hayvan Çİftliği'ni okurken, alegori sanatının zirvesine tanık olacaksınız. Anlatılan her hayvanın günümüzdeki izdüşümlerini rahatlıkla bulup hayret edeceksiniz. Hayvanlar, çiftlikteki zorba yönetime isyan edip ihtilal yaptıktan sonra ; yaşanan ideolojik sapma, gücü ele geçiren domuzların oluşturdukları dikta ve kitaptaki her olay, okuyucularına büyük dersler veriyor. Özellikle Kuzgun Moses' in hiçbir şekilde üretim yapmamasına, çalışmamasına rağmen hayvanlara hayal satarak yaşamını rahatça devam ettirmesi, din tacirliğini anlatan mükemmel tabloyu gözlerimizin önüne seriyor. Domuzların ağızlarından çıkan her sözü kanun kabul eden koyunlar, ara sıra şüphe etse de yoldaş kabul ettikleri için tüm gücüyle çalışan Boxer, manipülasyon ustası domuz Squealer, Napoleon' un sinsice fikirlerini çaldıktan sonra düşman ilan ettiği iyi niyetli Snowball, kısacası kitapta bulunan her karakter beni oldukça etkiledi, bununla birlikte Hayvan Çiftliği'ni kendi açımdan 1984'ün bile önüne getirdi.
Edebiyat
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,2bin okunma
10/10
·222 syf.··
2017 51. kitabı
İsminin hakkını veren bir kitap.Her sayfasında ayrı bir ders,ayrı bir öğüt var.Bu kitabı gençliğimde okuduğum için kendimi şanslı sayıyorum,gerçekten her konuda insanın ufkunu açan,bakışını değiştiren bir eser bırakmış bizlere Schopenhauer.
Felsefe
Yaşam Bilgeliği Üzerine AforizmalarArthur Schopenhauer · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20259,3bin okunma
Reklam