Bir deneme kitabının, okurunun nezdinde başarılı bulunması için gerekenler nedir? Şüphesiz bu sorunun değişen cevapları olacaktır. Yazarın dünya görüşünü anlamak, iç dünyasına dair fikir sahibi olmak, kişisel yaşam öyküsünde önceden bilinmeyen detayları yakalamak...
Bu konuda kendi düşünceme gelecek olursam, yukarıda saydığım noktaların önemini elbette yadsımıyorum fakat benim için bir deneme kitabını farklı kılan husus, yazarın üslubunu bir ''yolculuk vasıtası'' şeklinde kullanabilmesidir. Yazdığı dili, kendi açtığı yoldan esneterek, bağlamı özelleştiren bir yazarın denemelerini okuduğunuzda, ipin ucu mutlaka size de dokunuyor.
Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya, Şükrü Erbaş'ın yakın tarihte çeşitli konularda kaleme aldığı metinlerden oluşuyor. İnce bir kitap olmasına karşın, yazarın gönül yorgunlukları, hayal ettiği dünya düzeni, şiir hakkındaki teknik görüşleri ve güncel siyasi çalkantılara kadar uzanan geniş bir penceresi var. Benim asıl üzerinde durmak istediğim kısım ise bahsettiğim ''üslup'' mevzusu.
''Eğer içimizde bir gönül kaldıysa; masal dinleyen, şarkı söyleyen, şiir okuyan, sulara bakan, kuşlara gülen, ağaçları kucaklayan, yalnızlıkla ürperen bir gönül, dünyamız insanın gövdesinde yeniden filizlenmeye başlayacaktır. Yoksa yaşadığımız gezegen hepimizi bir taş masalına çevirecek.'' Kitabın 14. sayfasında geçen bu bölümü tekrar tekrar okudum ve aralıklarla düşünmeye devam ediyorum. Burada geçmişi yüceltmeyeceğim, nitekim insanlık tarihine baktığımızda, öncesinde masalların taşlaşmadığını, canlı ve sağlıklı bir akış içinde devam ettiğini söylemek pek mümkün değil. Yine de yazdığım alıntı bende gelecek adına ''taşın ucunu bir yerden kırabilir miyiz?'' merakını uyandırdığı için önemli. Beni bir düşünce yolculuğuna çıkardığından, aynı şekilde kıymetli. Muhtemelen