Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ah, nasıl da hasretim sana,
Küçük meleğim! Yalnızca düşlerimde,
Yalnızca düşlerimde görün bana!
İstersen onlarda da çekeyim aynı acıyı,
Senin uğruna savaşayım hayaletlerle,
Ve hemen hiç soluk alamayayım uyandığımda.
Ah, nasıl da hasretim sana,
Ah, nasıl da değerlisin gözümde,
Gördüğüm bir kabus bile olsa.
Sahi, gerçekten de yitirdim mi seni?
Kaçtın mı benden, ey güzel sevgili?
Oysa alışkın kulaklarımda hala
Her sözcük ve her ses yankılanmakta.
Tıpkı sabah vaktinde yolcunun bakışlarının
Boşuna havalarda dolaşması gibi,
Bir tarla kuşunun gizlendiği maviliklerde
Şarkılarını söylerken ta yükseklerde;
İşte öylece ürkek dolaşmakta arada sırada
Bakışlarım tarlalarda, ormanlarda ve çalılıkta;
Seni çağırmakta bütün şarkılarım;
Ne olur, sevgilim, dön artık bana!
Seni düşünüyorum, güneşin parıltısı
Denizden yansıdığında;
Seni düşünüyorum, ayın ışıltıları
Pınarlara nakşolduğunda.
Seni görüyorum, ta uzaktaki yolda
Havalandığında tozlar,
Gecenin derinliklerinde, daracık köprüde
Yolcu sarsıldığında.
Seni duyuyorum, orada, boğuk bir hışırtıyla
Dalgalar kabardığında.
Sessiz koruda çoğu kez dinlemeye gidiyorum,
Her yer sessizliğe boğulduğunda.
Seninleyim, ne kadar uzakta olsan da,
Çok yakınımdasın!
Güneş batmakta, yıldızlar parlamak üzere bana.
Ah, keşke burada olsaydın!