Oğuz han Büyüktanır

Özgürlük
Özgürlük, felsefe tarihi boyunca tartışılagelmiş bir problem olarak karşımıza çıkar. Bu problem etik disiplininin içerisinde kendini yer edinmiştir ama diğer bütün disiplinlerle iç içe bir konudur. Özellikle insanla ilgili herhangi bir görüş veya düşünce ortaya atıldığında özgürlükten bahsetmemiz gerekir. Bu bağlamda özgürlük ele alındığında kati suretle insanın kendisinden yola çıkmamız gerekir. Ancak özgürlük tarih boyunca kişiden kişiye veya çağdan çağa farklı tanımlamalarla anlatılmıştır. Böyle olması da kavramın anlaşılmasını güçleştirir. Ancak günümüzde bu kavramı felsefi antropolojik olarak incelediğimiz de yeni ve sağlam temellere dayandığını görürüz. Bu sağlam temel ne? diye sorulduğunda ise; bu temel insanın varlık bütünlüğü cevabı verilir. İnsanın varlık bütünlüğü de insanla ortaya çıkan ve onunla anlam bulan her türlü fenomen ve başarılardır. Bu fenomenler, insanın bilmesi, yapıp etmesi, değer vermesi, istemesi, çalışması, devlet kurması ve yönetmesi, tarihsel bir varlık olması, sanat ve bilimi yaratması gibi fenomenlerdir. Bunlara eklenecek daha fazla fenomen vardır. Bütün bu fenomenler insanla ortaya çıktığından insanın ortaya koyduğu herşey de bunlar devrededir. Yani felsefi antropoloji bütün fenomenlerin insanda toplandığını ve insanla birlikte fenomenlerin anlam bulduğunu iddia eder. Son olarak insan özgürlüğü de yukarıda belirtilen fenomenlerin hepsini kuşatan bir yapıya sahiptir. Yani özgürlük olmadan fenomenlerin veya başarıların yapılması bir anlam ifade etmez.
İnsan
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Felsefi antropoloji
Çok uzak zamanlardan geliyoruz, insan olmanın ancak bir taş yontmak kadar önemli olduğu zamanlardan. İlk el emeği ürünün ortaya çıkışı yalnızca beş yüz bin yıllık olaydır. İnsanın ortaya çıkışıyla ilk el emeği ürünün ortaya çıkışı arasında yalnızca yüz bin yıl bulunduğunu düşünürsek insan olma serüveninin nasıl uzun ve nasıl çetin bir çabaya karşılık olduğunu anlarız. O ilk insandan, henüz tüm doğallığıyla evrende yeni bir yer tutmaya çalışan insandan, evreni bir bütün olarak kavrayabilen, bir bütünde parçaları görebilen, bir parçadan giderek bir bütün tasarlayabilen az çok gelişmiş insana ulaşmak nasıl git git bitmez bir serüven oldu bizim için. Biz şimdi geleceğin büyük insanına, tam olgun, tam adaletli insanına göre biraz sallantılı bir yer tutuyor olsak da, geçmişin onca çabasını gözönüne alınca nasıl güçlü bir yerde olduğumuzu görüyoruz. Bu güçlülüğü yaratan, o koskoca insanlık kalıtı üzerine kurduğumuz, kurmaya çalıştığımız çabalardır elbette.En güzel şeylere hem bu kadar yakın hem bu kadar uzak olduğumuz bu yerde ya da bu bir bakıma orta yerde, dünü bir takım perdeleri aralayarak da olsa görebilmenin kolaylığı, yarını görememenin, göremeyecek olmanın sıkıntısını biraz olsun dindiriyor. Yüzbinlerce yıllık gelişimler bir yana, şu birkaç yüzyıllık gelişim bile bizim için çok büyük bir ilerlemenin anlatımıdır. İnsanoğlunun koskoca bir akış içinde geliştiğini bilebilmesi için ya da gelişim diye bir şey olduğunu sezebilmesi için XVII. yüzyıla kadar beklemiş olması ne garip. Oysa bu gelişimi hiç değilse bir duygu olarak yaşamamız bizim için çok önemliydi. Bu gelişimi duymadığımız zaman, bu gelişimí doğru dürüst görmediğimiz zaman dünümüz bir yük, yarınımız korkulu bir düş, toplumsallığımız bir kalabalıkta kalmışlık olacaktı. La Bruyère her şeyin söylenilip bittiğine,
Felsefe

Oğuz han Büyüktanır

, bir kitabı okumaya başladı
Vehbi Hacıkadiroğlu
7.6/10 · 9 okunma
Felsefenin Sözcüğünün Birincil Anlamı
Felsefe" sözcüğü Grekçe kökenlidir ve asıl anlamlarını pratik yaşamda bulan iki sözcükten oluşur: "Sophia", herşeyden önce, beceri, yapabilme gücü (iktidar), işbilirlik ve zekâ anlamlarına gelir. Onun taşıdığı "bilme" ve "bilgelik" anlamları ikincildir. Greklerin "sophos" dan ilk anladıkları şey, "beceri ve iktidar sahibi kişi" dir. "Sophist", öncelikle yaşam deneyimi olan muktedir kişi demektir ki, giderek her şeyden haberdar olan, bilge kişi anlamını da kazanmıştır. "Philosoph" (filo-zof), öncelikle deneyimli olmaya istekli, daha sonra da (yapabilmek için) bilmeye ilgi ve sevgi duyan kişidir ("Philos", dost, arkadaş, "seven" demektir)
Felsefe
İnsan, olduğu ile olmak istediği arasındaki boşluğu doldurmak için sürekli çaba gösterir. Her insan, eksikliğini hissettiği şeyi bulup ve aşma peşindedir. Bundan dolayı insan, kendini yaratma çabasıyla gerçekliğini elde edebilir.
İnsan