Memlekette üç şeye hasretiz: Sevgi, saygı, adalet. Nasıl, ne vakit yitirdik hatırlayamıyoruz. "Cebelavi Sokağı'nın Çocukları"ndan okuyoruz sonra: "...sevginin, adaletin ve saygının aranızda hüküm sürmesine izin verin, böylece hiçbir suç işlenmez." O vakitleri de göreceğiz elbet sevgili okur. Bir kitaptan bir alıntı olarak kalmayacak güzel günler.
Beklemek zor. Hele her şeyin zamanı var klişesi iyice zora sokuyor her şeyi. Sanki o zaman hiç gelmeyecekmiş gibi... Sinem Sal'ın Bizim Zamanımız kitabında Mihrap'ın mektubu hatırlatıyor bazı şeyleri: "Herkesin zamanı farklı diyorlar. Herkesin zamanı kendine." Artık hiç beklemeyeceğimiz günlere, var olun.
Herkes birbirine kin güdüyor âdeta, memlekette de dünyada da vaziyet bu. Niçin? Russel, "Bugünkü hâliyle uygar insanoğlu nefrete dostluktan daha fazla eğilimlidir. Nefrete eğilimlidir, çünkü yaşamından daha hoşnut değildir, çünkü yaşamının anlamını yitirdiğini, dünya nimetlerinin tadını başkalarının çıkardığını kendisinin birçoğundan yararlanamadığını hissetmektedir." der. Bir asırdır değişen bir şey yok demek. Siz sevgiyle var olun.
Yusuf Atılgan'ın "Aylak Adam"ında geçer: "Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır." Abasıyanık'ın hikâyesini hatırlatıyor bugünler bize. İnsan bir hişt sesi duymadı mı fena sevgili okur. Tutunacak bir dalı olmadı mı fena.
iyi geceler uzun zamandır yoktum biraz kendime ve aileme vakit ayırıp kafamı toplamak istedim umarım bugünden sonra düzgün ve aktif bir şekilde kullanmaya devam edeceğim