Kötü bir çeviri, tarihsel zemine de değinilmemiş. Dorlion yayinevi genel olarak özensiz baskılar yapıyor zaten bu kitapta da geleneği devam ettirmişler.
Voltaire çağı için olduğu kadar bizim için de büyük bir şans. Onun dönemin absürt yobaz düşünceleriyle mücadelesini izlemek kendisinin iğneli dili de eklenince gerçek bir zevk. Ama gelin görün ki eğer dönemin İngiliz felsefesinden birkaç parça okumuşsanız Voltaire 'ın farklı bir şeyler sunmadığını görürsünüz.
Çehov 'un kalemi insanı asla yüzüstü bırakmıyor. Bu tiyatro eserinde Vanya dayı üzerinden kendi yitip giden günlerimizin hesabını yapıyoruz. Hayatta olduğunuz yer ile olabileceğiniz yer üzerine sık sık düşünüyor, hayatımı nasıl harcadım veya harcamalıyım diye soruyorsanız eserde kendinizi bulacaksınız. Bu tür dertlerden muzdaripseniz ve bir parça ağır şeyler okumak isterseniz de Goncarov 'dan Oblomov'u öneririm:)
Tavsiye üzerine büyük umutlarla başlamama rağmen hüsranla bitirdim. Yazarımız 168 sayfa boyunca ustaca bir laf salatası hazırlıyor , yaptığı çıkarımların kökenine asla inmiyor ve aşırı soyut kalan anlatımıyla okuyucuyu bezdiriyor. Kitabı bitirdiğinizde pasif agresif bir manifestodan başka bir şey okumayacak daha önce düşünmediğiniz veya duydumadığınız hiçbir şeyle karşılaşmayacaksınız.