Sabahattin Ali'nin daha önce Kuyucaklı Yusuf ve Kürk Mantolu Madonna romanlarını da okumuştum ve onları da bitirsiğimde böyle etkilendiğimi bir müddet etkisinden çıkamadığımı da hatırlıyorum. Ancak İçimizdeki Şeytan bende daha farklı hisler de uyandırdı. Bunun nedeni belki diğerlerini bu kadar irdeleyerek okumamamdan, belki de onları okuduğumda yaşımın biraz daha küçük oluşundan, belki de şimdiki kadar sorgulamamamdandır... Kitaptan bir çok alıntı sa yaptım,onların haricinde altını çizdiğim birçok yer de vardı. Hepsini paylaşmaya hepsini yorumlama kalksam içinden çıkamam. Bir arkadas ortamında oturup çay eşliğinde tartışılası konular.
Her nedense bilmiyorum ama bu eserde başta kendimden kendi içimden başlayarak yakınımdakilere , oradan ülkemizde yaşayan insanlara hatta dünyaya yayılan "insan"ı sorgulatan düşüncelerde buldum kendimi.
Ömer ahh Ömer ah..:) Ömer bizim yerimize de sorguluyor birçok şeyi, kendi içinde konuşuyor hatta çatışmalar yaşıyor. Bazen zihninden gecirdikleri için kendine kızıyor,utanıyor, sorar soruyor, yanıtlıyor yahuy yanıtlayamıyor.Bir kere insanlara hayır diyemiyor. Benim yorumum Ömer tam bir insan hem iyi var Ömer'de hem kötü biraz Melek biraz Şeytan da diyebiliriz. Ömer sürekli arayış içinde halinden de memnun değil ama o berbat arkadaş çevresinden de kopamıyor, malesef ki bile bile, göre göre onların içinde kayboluyor.
Kitabın içinde geçen ve Ömer'in artık yaptıklarını şeytana mâl etmekten vazgeçtiği bölümde "Halbuki ne şeytanı azizim..." diye baslayan yerden bir parça yazmak istiyorum.
"Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma
"İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır."