Hiçbir insan seven bir insan karşısında alakasız olamaz. Dünyanın bu en harikulade hadisesi karşısında kimse hareket ihtiyarına malik değildir. Buna hakkı yoktur.
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktuktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?
Fakat içimizde, bizim"ahlak" tarafımızda hiçbir şekilde münasebete geçmeyerek hadiseleri muhakeme eden, neticeler çıkaran ve tedbirler alan bir "hesabi" tarafımız vardı ve lafta değilse bile fiilde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu.
Kitabı okurken aslında hiç bitmesin istedim o yüzsen her gün azar azar okuyordum ki en sonunda olayların heyecanına kapılıp son 40 sayfayı da okudum.
Öncelikle eski edebiyat karşıtı olmasına rağmen Namık Kemal'in dili tabiki de sade degildi ve her bölümün başında divan edebiyatından beyitler yer alıyordu. Ben de bir divan edebiyatı hayranı olarak bunu cok sevdim her bölume uygun beyitper vardı.
Tabiki ilk edebi romanimız oldugu icin kitapta teknik kusurlar - araya girip kendi yorumunu katması gibi- göze çarpıyor. Romantizm akımının da etkisiyle bir tarafta iyi, güzel ve saf insanlar diğer tarafta da tamamiyle kötü tipler var ve kaçınılmaz son...
Lafı cok uzatmak istemiyorum kısacası edebiyatımızın bu güzel eserini okuyun okutturun efendim :)