Oğuzhan

Oğuzhan
@Oguzhan_8
Bolu
Bolu
4 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·73 syf.··
Beğendi
·
2019 21. kitabı
Büyük bir filozof ve matematikçidir Bertrand Russell. İnanç biçimi ve neye inanıp inanmadığı tabi ki kimseyi ilgilendirmez. Ama yazmış Lord Russell. Mesela Sokrates için kötü bir papaz tipini andırdığını söylüyor. Haklı mı, evet kesinlikle haklı. Neden mi? Çünkü kısa zamanda eleştirel aklın, uzun zamanda da bilimin önüne en büyük engeli çeken adamlardan biridir. Açıklayalım. Sokrates için Nasıl diye bir şey yok. O Niçin sorusu ile ilgileniyor. Dünyanın Nasıl oluştuğu ile değil de Niçin yaratıldığı ile ilgileniyor. İnsanlar Nasıl ortaya çıkmışlar diye değil de Niçin yaratılmışlardır diye soruyor. Buradaki temel nokta kafanızı karıştırmasın. Önemli olan oluştu mu yaratıldı mı meselesi değil. Önemli olan nasıl kısmını bilebilmek. Siz eğer ki nasıl kısmını, sürecin içerisine dahil etmezseniz, o zaman işlerin nasıl ilerlediğini anlayamazsınız, yani çevrenizi tanıyamazsınız. Çevrenizi tanıyamadığınız zaman da depremleri Poseidon’un yaptığına inanır, şimşeklerin Zeus’dan geldiğini zannedersiniz. O zaman da çevrenize karşı korumasız kalır, kendinizi yalnızca dualarda korumaya çalışırsınız ki benim gördüğüm kadarıyla İslam dünyası dualarla pek korunmuyor. Bertrand Russell, Sokrates’in gerçeği aramak yerine kendi inançlarını empoze etmeye çalışan sahte bir peygamber olduğunu göstermiştir. Neden sahte peygamber diyoruz Sokrates için? Ben demiyorum kendisi yani Sokrates, kendisini peygamber ilan ediyor. Adalet Tanrıçası Dike’den kendisine vahiyler geldiğini ve onun yerine dünyada adaleti yaymakla görevli olduğunu iddia ediyor. Uyarma yöntemi de ilginç. Kendisininki dışındaki bütün görüşleri, çürütünceye kadar soru sormak. Buna doğurtma yöntemi diyor. Annesi ebeymiş, bundan dolayı
Felsefe
Neye İnanıyorumBertrand Russell · BGST · 2015173 okunma
Enver Baş isimli okura yanıt verildi
Oğuzhan
Niçin yaşamalıyız ki sorusunu cevapladıktan sonra (ki bu sorunu cevaplamak sıkıntı ama biz varsayalım. Hatta şöyle bi alıntı "Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir.”) nasıl yaşamalıyız sorusu gelmez mi? Bence ikisini de gerektiğinde kullanmak daha mantıklı geliyor bana.
Reklam
7/10
·232 syf.
Ortaokul çağından itibaren her yaş grubuna önerebileceğim, okurun merak duygusunu tetikleyip ufkunu genişleten kitaplardandır. Kitapta yazanlara bir süreliğine kendini kaptırmak doğaldır; ancak eleştirel düşünme alışkanlığı geliştirmek ve yazarın anlattıklarının ne kadarının net bilimsel veri, ne kadarının spekülatif olasılığa bağlı çıkarımlar olduğunun hesabını yapabilmek gerekir. Aksi takdirde, yani bilimle bilimkurgu arasındaki sınırı çizemediğinizde, bilimsel çevreler karşısında gülünç duruma düşmeniz kaçınılmaz olur. Ben de ilkokulu bitirdiğim sene iyiden iyiye merak sarmıştım Erich von Däniken kitaplarına. O zamanlar zincir kitap mağazaları ya da internet olmadığından, alışveriş için gittiğimizde mutlaka Halaskargazi Caddesi'nde, Osmanbey Durağının karşısına denk gelen kaldırım boyunca dizilen kitapçılardan çok sayıda bu tür kitap aldığımı, ilgiyle okuduğumu hatırlarım. Däniken'in kitaplarına, tür olarak "bilime dayalı bilimkurgu deneme" adı verilebilir sanırım. Araştırmacı ve eleştirel bakılması koşuluyla okunmalarını öneririm.
Tanrıların ArabalarıErich von Daniken · Artemis Yayınları · 20254,539 okunma
Oğuzhan
Bilimkurgu mu? Sahtebilim mi? Baştan sona safsata olan bi kitap kimseye tavsiye etmem gidin onun yerine ginko bilimden, alfa bilimden vbbb... Bilim kitapları alın emin olun gerçek bilim sahte bilim gibi yada bilimkurgu gibi kitaplardan daha heyecan vericidir
10/10
·384 syf.·
2018 3. kitabı
Kitabı çok beğendim ve oldukça kısa sürede ilgiyle okudum. Kitap, yeni bir şeyler söyleyen bir popüler bilim kitabı olmasından ötürü özellikle hoşuma gitti. Yaşam süreçlerinin altında yatan kuantum mekaniksel mekanizmalara ilişkin araştırmalar, henüz yeni yeni meyvelerini vermeye başlıyor. Kitapta değinilen en ilginç konulardan biri, mutasyonun kökeninde (biyokimyasal nedenleri bir yana bırakırsak) kuantum fiziğinin yapısının yer alma olasılığı. Yani kimyasallar, morötesi ışık, radyoaktiflik ya da kozmik ışınlar gibi çok çeşitli mutasyon nedenlerinin önüne geçilse bile, sırf doğanın kendi özündeki işleyişten dolayı, mutasyonların yine de gerçekleşeceği düşüncesi. Çünkü sonuçta DNA kodunun yapısında, A ile T'yi ve G ile S'yi bağlayan hidrojen bağları, protonlardan oluşuyor. Protonların konum ölçümünü yapan DNA polimeraz enzimi sayesinde, bu kod okunuyor. Fakat sürekli ölçülen bir kuantum parçacığının yani hidrojen bağını oluşturan protonun, ölçüm sürecinden zarar görmemesi mümkün değil. Ölçüm, ölçülen parçacığın durumunu kaçınılmaz olarak değiştirir. Eğer parçacığın durumu genetik koddaki bir harfe karşılık geliyorsa, genetik kod da aynı kalamayacak demektir. Kitapta iletilen değerli bilgilerden diğer birkaç tanesini de şöyle sıralayabilirim: Enzimlerin işleyiş biçimi, fotosentezin kuantum vuru sayesinde keşfedilen özelliği, manyetik algılama duyusuna ilişkin çalışmalar, koku duyusuna ilişkin tahminler. Kitabın çevirisine ilişkin aldığım notlar ise şöyle: * s.170'de "mustarip" değil "muzdarip" olmalı. * s61'de "mutlak sıfıra kadar" olmaz, bilimsel olarak olanaksız zaten, kitabın ingilizcesinde "near" kullanılmış, "mutlak sıfıra yakın" olacak. * s.59'da "elli"den sonra "yıl" eksik. * s.93'de "küreli" değil "süreli" olacak. * "dolanıklık" yerine "dolaşıklık" olmalı. *
Kuantum Sınırında YaşamJim Al-Khalili · Domingo Yayınevi · 2016265 okunma
Oğuzhan
Dolanıklılıktır o bence