“Aslına bakarsanız insan ha otuzunda ölmüş ha yetmişinde pek önemli değildi. Çünkü her iki halde de, pek doğal ki, başka erkekler de , başka kadınlar da yaşayacaklardı, hem de binlerce yıl… Şimdi de olsa yirmi yıl sonra da olsa bendim ölecek olan.”
Suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan, kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiçbir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan bir dalgıç gibi hatta.