Ömer Erdem

Ömer Erdem
@Oid_ipus
...Öyle bir işledi ki Cupidon'un oku bana Süzülemem onun hafif kanatlarıyla bile, Öyle bir bağlanmışım ki yükselemem Biraz olsun sıkıcı kederimin ötesine, Batıyorum aşkın ağır yükü altında...
Sayfa 23·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kolay mı unutmak?
-Beni dinle ve onu düşünme, unut! -Öğret bana, nasıl unutulur düşünmek?
Sayfa 13 - Benvolio ve Romeo arasında geçen bir konuşma·Kitabı okudu
Alıntı

Ömer Erdem

, bir kitap okudu
9/10
·133 syf.··
Beğendi
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 13:24
·
2026 4. kitabı
William Shakespeare
8/10 · 75,9bin okunma
Başarı Ne İçin?
Toplumun başarılı olarak tanımladığı insan modeli; zeki, planlı, disiplinli ve sistemin beklentilerine kusursuz biçimde uyum sağlayabilen bir figürdür. Bu niteliklerin kendisi sorunlu değildir. Esas sorun, bu özelliklerin insan olmanın önüne geçirilmesidir. Sistem, bireyi ölçülebilir başarılarla tanımlar ve iç dünyayı görünmez kılar. Böylece dış dünyada kazanan, statü ve güç elde eden ama içsel olarak hissizleşmiş, yüzeyselliğe mahkum bir karakter ortaya çıkar. Bu insan tipi, kapitalist düzenin ideal ürünüdür: üretken, uyumlu ve sorgulamayan. Ancak bu “başarı”, insanın kendisiyle bağını kopardığı noktada anlamını yitirir. Başarı, statü ve güç üzerine kurulu bir hayatın gerçekten değerli olup olmadığını sorguluyorum. Her şeyden önce kişinin insan olduğunu unutmaması lazım. Başarılı olmak elbette değerlidir. Fakat bu değerin hangi bedeller karşılığında elde edildiği sorgulanmadıkça eksik kalır. Bu başarıyı elde ederken kendinden, çevrenden ve yakınlarından neleri feda ettiğini soruyorum? İnsan, başarı uğruna kendi zamanını, sevdiklerini, ilişkilerini ve hatta duygusal derinliğini feda ettiğinde, geriye ne kaldığı belirsizleşir. Gerçekten de gecelerini gündüzüne katıp günlerce, aylarca belki de yıllarca çabalayıp sevdiklerine vakit geçirmenden önemli miydi mesela? Geceleri gündüzlere bağlayan bir çabanın, insanî bağların yerini alması beklenemez. Çünkü insanın mutluluğu çoğu zaman kazandıklarından değil, paylaştıklarından beslenir. İlişkilerin zayıfladığı, duyguların bastırıldığı bir hayat; ne kadar parlak görünürse görünsün, içten içe bir yoksulluk taşır. Bence başarı, yalnızca hedeflere ulaşmakla değil; bu yolculukta insan kalabilmekle ölçülmelidir. Kişi hem üreten hem de hissedebilen, hem planlı hem de empati kurabilen bir denge kurabildiğinde başarı daha oturaklı
Duygu ve Düşünce
Aynıdır acıları yaşamakla onları beklemek
Sayfa 37·Kitabı okudu
Alıntı